(3402 S. K. m. 26, 40)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1008 parsel sayılı 344 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonu'nda reddedilen davacılar Mehmet Fikri ve Muhsine, tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında Kemal, tapu kaydına dayanarak müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının feragat nedeniyle reddine, müdahil Kemal'in müdahale talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, müdahil Kemal vekili ile davacı Muhsine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Kemal'in harç yatırmaması Muhsine'nin davada taraf olmaması ve davacı Mehmet Fikri'nin feragati nedeniyle davanın reddine, taşınmazın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
1- Hükmü temyiz eden Kemal, davalının tapudaki hissesini kadastro tespitinden sonra kayden satın almış ve satın almaya dayanarak davaya katılma isteğinde bulunmuştur. Mahkemece verilen süre içerisinde müdahale harcının yatırılmaması nedeniyle adı geçenin müdahillik sıfatını kazanmadığı kabul edilerek davalı adına tescil kararı verilmiştir. Kemal'in, davalının çekişmeli parsele revizyon gören tapudaki hissesini kadastro tespitinden sonra kayden satın aldığı belgelerden anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesine göre Kadastro Mahkemesi'nde görülmekte olan bir dava konusu taşınmaz mal, 40. madde uyarınca başkasına devredildiği takdirde, davaya devralan devam eder. hükmü yer almış bulunmaktadır. Hükümden de anlaşılacağı üzere, satın alan doğrudan davalının yerine geçer, davayı takip edebilmesi için müdahil olmasına, harç yatırmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle satın alanın hiçbir şarta bağlı olmadan duruşmaya çağrılıp, ibraz edeceği delillerin celbedilip, gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Yasa'nın açık hükmüne rağmen mahkemece müdahale harcı yatırmadığından bahisle taraf sıfatının kazanılmadığı kabul edilerek hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır.
2- Davacı Muhsine'nin temyizine gelince; davacı Muhsine 21.08.1992 tanzim, 25.08.1992 havale tarihli dilekçe ile 1008 sayılı parselin tespit maliki Hüseyin'i hasım göstererek, anılan parselin 262 metrekaresinin davalıya, geri kalan kısmının da kendisine ait olduğunu belirterek dava açmıştır. Kadastro Mahkemesi'nin 1992/48 esasına kaydedilen bu dava bilahare incelemeye konu 2005/8 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Bu durumda adı geçen davacının usulüne uygun olarak açılmış bir davasının bulunmadığından söz edilemez. Hal böyle olunca; davacı Muhsine'den delilleri istenilip gerekli değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece davaya rağmen adı geçenin davada sıfatının bulunmadığı kabul edilip karar başlığında gösterilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Temyiz itirazlarının 1 ve 2 nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy