(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar : Kadastro sırasında 103 ada 30 parsel sayılı 9.233.36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalılardan S., Z., K. adlarına ve 103 ada 31 parsel sayılı 7.039.25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz H. Ş. adlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazların meradan açıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalılar adlarına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adına tespit edilmiş, Hazine taşınmazların kamu orta malı mera olduğu nedeniyle dava açmıştır.
Çekişmeli taşınmazların üç tarafının kamu orta malı mera olduğu gibi, güney doğudaki derenin ötesindeki arazi bölümünün de aynı nitelikte bulunduğu, tespit tutanakları 101 ada 71 sayılı parselle ilgili mahkeme kararı yerel ve uzman bilirkişilerin beyan ve raporlarından anlaşılmaktadır.
Taşınmazların çevresindeki arazi bölümünün kamu orta malı mera olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kamu orta malı meranın orta yerindeki tapu ve vergide kaydı olmayan, emlak kaydı bulunmayan davalı parsellerin öncesinin mera olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı konusundadır.
Hayatın olağan akışı, meraların bütünlük arz edip bu bütünlüğün bozulmaması gerektiği ilkesi ve meradan istifade şekli düşünüldüğünde yüzlerce dönümlük meranın ortasında tarım arazisinin olabileceğini kabul etmek mümkün bulunmamaktadır.
Her ne kadar dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığını, uzman bilirkişilerde arazi üzerinde mera bitki örtüsünün bulunmadığını bildirmişlerse de, eylemli durumun ve tespit tutanaklarının niteliği hanesinde yazılı, çayır ibaresine aykırı düşen bu beyanlara değer verilerek hüküm kurulmaz. Tutanaklarda taşınmazların çayır vasfında olduğu belirtildiği halde keşifte parsellerin tarla olduğu ifade edilmiş, mahkemece bu değişiklik üzerinde durulmamıştır.
Ayrıca, uzman bilirkişilerin kroki ve raporlarında derenin ötesinde bulunduğunu bildirdikleri ekili arazi"nin kamu orta malı meradan elde edildiği Yüksek Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin tetkikinden geçmek suretiyle kesinleşen mahkeme kararıyla belirlenmiştir. Muş Kadastro Mahkemesinin 28.1.2005 tarih 2004/313, 2005/113 esas ve karar sayılı ilamın tetkikinden de anlaşılacağı üzere uzman bilirkişilerce derenin ötesinde ekili arazi olarak gösterilen arazi bölümünün, bir başka ifade ile 71 nolu parselin 4 tarafının da kamu orta malı mera olduğu açıktır. Bu konumdaki bir arazinin tarım arazisi olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi, taşınmazların tapu ve vergi kaydının bulunmaması, emlak kaydının olmaması da eski tarla olmayıp meradan açıldığının bir karinesidir.
Bu durumda taşınmazların 20 veya daha fazla süre tarla veya çayır olarak kullanılması da hiç bir hukuki sonuç doğurmaz. Hal böyle olunca; Hazinenin davasının kabulüne, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece eylemli duruma, hayatın gerçeklerine uygun düşmeyen yerel bilirkişi, tanık ve uzman bilirkişi beyanlarına değer verilerek hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy