(2004 S. K. m. 344) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 7) (5326 S. K. m. 24) (5271 S. K. m. 2, 223, 232) (YCGK. 25.04.2006 T. 2006/16-123 E. 2006/127 K.)
Dava: Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık H. Y.'nun 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar hapsen tazyikine dair, İzmir 10. İcra Mahkemesinin 24.11.2005 tarihli ve 2005/2451-2146 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2006 tarih ve 2006/61 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 13.09.2006 gün ve 41272 sayılı yazılı emrini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 10.10.2006 gün ve 2006/220121 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun'la değişik 7. maddesi 1. fıkrasında, "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür" şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi nazara alındığında 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 223. maddesinin 6. fıkrasında "Hüküm fıkrasında, 233. maddeye göre verilen ceza miktarının ... tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir" şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemesince infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin net olarak belirtilmemesi karşısında itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği düşünüldü:
Karar: Ceza Genel Kurulu'nun 25.04.2006 gün ve 2006/123-127 sayılı kararında da açıklandığı gibi, tazyik ve disiplin hapsi kararları 5271 sayılı CMK'nun 223. maddesi anlamında bir (mahkumiyet) hüküm niteliği taşınmamaktadır. Tazyik hapsi 5271 sayılı CMK'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altın alınmış olan fiil dolayısıyla verildiğinin belirtildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı düzenlendiğine göre, belirli bir süreye kadar tazyik hapsine karar verilmesi 5271 sayılı CMK'nun 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmeyecektir. Bu yönüyle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Öte yandan, dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen nafaka borcunu ödememek eylemi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi ile on günden üç aya kadar hafif hapis cezası ile müeyyide altına alınmış iken, suç tarihinden sonra, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 7. maddesinin 1. fıkrası ile "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür......", Yine 1 Haziran 2005 tarihinde kabul edilip, aynı gün Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İİK.nunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile İİK'nun 344. maddesindeki eylemin müeyyidesi 3 aya kadar tazyik hapsine dönüştürülmüştür. Ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi göz önünde tutulduğunda 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi sanığın lehine olduğundan aynı maddenin 1. fıkra 1. cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası'nın 24. ve 5252 sayılı Yasa'nın 9/3. maddelerine göre müeyyidenin İcra Mahkemesince idari para cezası olarak belirlenmesi gerekir.
Sonuç: Bu nedenle Yargıtay C. Başsavcılığının Yazılı Emre atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görülmekle ve kanuna aykırılık halinin giderilmesinin de başkaca hallinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, uygulamada birliğin sağlanması amacıyla İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2006 gün ve 2006/61 müteferrik sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2006 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy