(2004 S. K. m. 344) (5271 S. K. m. 309) (5252 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 7)
Dava: Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık M. K. T.'nun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Ankara 13.İcra Mahkemesinin 02.11.2006 tarihli ve 2006/431-1583 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/446 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Karar: Dosya kapsamına göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi 1. fıkrasında, "Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür" şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun'un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 06.04.2007 gün ve 29103 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 1.08.2007 gün ve K.Y.B.2007/136616 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, her ne kadar tebliğname ile borçlu sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerekirken, üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benzer bir konuda verdiği 24.10.1988 tarih, 8/310-390 sayılı kararında "...işin başlangıcına ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri açıkça ifade olunmasa dahi eylemin suç olup olmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur." şeklinde yapılan değerlendirme gözönünde bulundurulduğunda, sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının saptanmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda; borçlu sanık hakkında Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2004/5619 esas sayılı dosyası ile yapılan takibin kesinleştiği, borçlu sanığa tebliğ edilen 11.04.2004 ve 20.04.2005 tarihli icra emirlerinde birikmiş nafaka alacağının ödenmesi istenmekte olup, aylık nafaka alacağının tahsili yönünde bir talep bulunmaması karşısında, icra emrinin tebliğ edildiği tarihe dek birikmiş nafaka alacağı adi alacak hükmünde olduğundan, bu nitelikte nafaka alacağını ödememek nafaka borcunu ödememe suçunu oluşturmayacağı dolayısıyla sanığın cezalandırılmasına karar verilmemesi gerekir. İtirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2007 tarih ve 2007/446 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık M. K. T.hakkında nafaka borcunu ödememe eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası verilmesine yer olmadığına, hükümlü hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.11.2007 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy