(1163 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 17, 18)
Dava: Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi süresinde istenmiştir. Ancak, davanın mahiyeti itibarıyla, HUMK'nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatiften haksız olarak ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ihraç kararının yasa ve ana sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ihraç kararının tebliğinin usulsüz olduğu, buna göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile 30 günlük sürenin dolması beklenmeden birinci ihtarnamenin çıkarıldığı anlaşılmakla ihraç kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ihraç kararının davacının sahibi olduğu tuğla fabrikasında bulunan oğluna tebliğ edildiği ve bu tebligatın usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle, dava açma tarihinin ıttıla tarihi olduğu ve davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir. Ancak, Tebligat Kanunu'nun 18. maddesindeki düzenleme, tebligatın muhatabının otel, hastane, fabrika, okul gibi yerlerde bulunması durumunda uygulanacak bir düzenleme olup, somut olayda davacının, tebligat yapılan işyerinin çalışanı değil sahibi olduğu çekişmesizdir. Diğer yandan tebligat evrakı teslim edilen davacının oğlunun işyerinde çalışıp çalışmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu durumda, davacıya yapılan tebligatın Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi kapsamında değerlendirilerek, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı belirlenerek, süresinde açıldığının kabulü halinde davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, 30.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy