(1086 S. K. m. 45)
Dava ve Karar: Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, ancak kendisine daire verilmediğini ileri sürerek, F Blok 5 no'lu dairenin tapusunun iptaliyle, müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacının daha önce açılan davada üyeliğinin tespitine karar verilen kişilerden olmadığını, ayrıca davaya konu daireden mahkeme kararına dayalı olarak tahliye edildiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı kooperatif aleyhine daha önce açılan üyelik tespiti davasında toplanan deliller ile eldeki davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının imzası kabul edilen yazılı istifa dilekçesinin aksinin ispat edilemediği, ayrıca bir başka mahkeme kararıyla da reddine karar verilmiş; hüküm,davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı olarak dairenin tapusunun iptali ile üye adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. İlke olarak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan davalarda, yargılama sırasında bu sıfat sona erecek olursa, bu durumda mahkemenin davanın sıfat yokluğundan reddine karar vermekle yetinmesi gerekir. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gereklidir. (Bkz. Prof. Dr. B. Kuru, HMUK, I.c, İstanbul, 1991, s. 756.vd.) Bu nedenlerle; somut olayda davacının kooperatif üyesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi kural olarak doğrudur. Ancak, mahkeme kararına esas alınan ve daha önce görülen davada 41 kişinin üyeliğine karar verilirken, davacının da aralarında bulunduğu bir çok kişi yönünden davada davacı olmadıkları için üyeliklerinin tespitine karar verilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bunun üzerine davacı ile beraber bir çok şahsın üyelik tespiti istemiyle açtıkları dava Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nin 2001/405 esas numarasında kayıtlı olup halen derdesttir. Bu davanın sonucunun beklenmesi gereklidir. Diğer yandan, hükme esas alınan müdahalenin önlenmesi davasında da tapu kaydının davacı kooperatif adına kayıtlı olmasına dayanılarak dava kabul edilmiş ise de, eldeki bu davada tapu kaydına değil üyelik ilişkisine dayanılmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davacının açmış olduğu üyelik tespiti davasının sonucunun beklenmesi yerine, yetersiz gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy