(2004 S. K. m. 353) (5271 S. K. m. 271, 309)
Dava ve Karar: Taahhüdü ihlal eyleminden borçlular H. T. ve M. F. T.'in, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca taahhüdü ihlal borcunu ödeyinceye kadar l ay hafif hapsi ile cezalandırılmalarına dair Şişli 2. İcra Mahkemesinin 03/05/2007 tarihli ve 2006/4734 esas, 2007/2799 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/08/2007 tarihli ve 2007/1293 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
1-Suç tarihi itibariyle uygulanan kanun maddesinde öngörülen ceza "üç aya kadar tazyik hapsi" olduğu halde, hafif hapis cezasına hükmedilmek suretiyle sanıkların aleyhine sonuç doğuracak şekilde verilen karara karşı, yapılan itirazın kabulü yerine reddine,
2-Sanıkların taahhüdünü içeren tutanakla ödenmesi gerekli toplam borç miktarı tüm feri'leri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmesi gerektiği, bu hususlara uyulmadan yapılan taahhüt hukuken geçersiz olup, atılı suç oluşamayacağından, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle, anılan hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.04.2008 gün ve 2008/21585 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.05.2008 tarih ve K.Y.B:2008/95332 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Dosya kapsamına göre, borçlu sanıklar hakkında Şişli 3.İcra Müdürlüğünün 2005/25634 esas sayılı dosyasında yapılan takip sırasında 31.07.2006 tarihinde icra memuru huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen taahhüt tutanağında toplam borç miktarının bütün fer'ileriyle birlikte hesaplanıp gösterilmediği, taahhütde 21.08.2006 tarihinden 29.9.2006 tarihine kadar takip eden her ay ayda 4.000.00 YTL ödenmesi taahhüt edilmiş iken, son taksit tarihi olan 31.10.2006 tarihinde ödenecek miktar gösterilmeyerek "....31/10/2006 tarihinde kalan bakiye borcumu ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum." şeklinde taahhütde bulunduğu anlaşılmaktadır. Görüleceği üzere 31.10.2006 tarihinde ödenecek miktar net olarak belirlenmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütde bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Dosya içerisindeki taahhütnamenin incelenmesinden de görüleceği üzere borçlu sanıkların 31.10.2006 tarihinde bakiyesini tüm ferileriyle birlikte ödemeyi taahhüt etmişlerdir. 31.10.2006 tarihindeki ödeme miktarı belirli olmadığından taahhüdün geçerli olduğundan söz edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
2- Tebliğnamenin (1) numarası altında gösterilen kanun yararına bozma talebi hakkında ise;
Taahhüdü ihlal eylemi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesinde bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezası ile müeyyide altına alınmış iken, 1.6.2005 tarihli mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile değişik 340. maddesinde üç aya kadar tazyik hapsi cezası öngörülmüştür. Suçun 31.10.2006 gününde (1.6.2005 tarihi sonrası) işlenmiş olması ve 1.6.2005 tarihinden itibaren de "hafif hapis" cezasının mevzuatta yerinin kalmaması karşısında hafif hapis cezası ile cezalandırmaya karar verilemeyeceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi de yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.08.2007 tarih ve 2007/1293 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanıklar H. T. ve M. F. T.'in taahhüdü ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi ile cezalandırılmalarına yer olmadığına, haklarındaki mahkumiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy