(3402 S. K. m. 14, 46)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 131 ada 316 parsel s. 6.112.615,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri mera olarak kullanıldığından söz edilerek mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. Davacı M. oğlu M. A. Y., kanuni süresi içerisinde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın Toprak Tevzi Komisyonu haritasında 24 ada 2 parsel numarasıyla gösterilen 57.000 metrekare miktarındaki bölümünün adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 43.028,76 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı M. A. Y. mirasçıları adlarına iştirak halinde tesbit ve tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 43.028,76 metrekare miktarındaki bölümünün davacı M. A. Y. mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1952 yılında 54 s. Toprak Tevzi Komisyonunca ve 4753 s. Yasa uyarınca çalışma yapılmış ve çekişmeli taşınmazın büyük bir bölümü 24 ada 1 parsel numarasıyla ve mera olarak belirtilmiştir. Ancak 24 ada 1 parsel s. bu taşınmaz içerisinde kalan bazı bölümler tarım arazisi olarak ayrılmış olup bu taşınmazlardan bir tanesi de davacının babası adına belirtilen 24 ada 2 parsel s. ve 57.000 m² yüzölçümündeki taşınmazdır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın dava konusu edilen ve davacı ile müşterekleri adına tescile karar verilen (A) harfi ile gösterilen bölümünün 24 ada 2 parsel s. taşınmaz içerisinde kalıp kalmadığı, toprak tevzi çalışmaları sonucunda 24 ada 2 parsel s. taşınmazın dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı ve M. Y. adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı araştırılmamış; 24 ada 2 parsel s. taşınmaz dağıtıma tabi tutulmamış ve hakkında tapu kaydı oluşturulmamış ise, toprak tevzi çalışmaları sırasında bir taşınmazın mera olarak belirtilmemiş olmasının o taşınmazın öncesinin mera olmadığı anlamına gelmeyeceği, bu sebeple çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığının araştırılması gerekeceği düşünülmemiştir. Doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle toprak tevzi çalışmaları sonucunda 24 ada 2 parsel numarasıyla tesbit edilen taşınmazın dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı ve hakkında M. Y. adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı belirlenmeli, Yunak Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1986/172 Esas, 1988/15 s. dava dosyası getirtilerek sanık M. A. Y.'a ilişkin tapulu taşınmaz olarak sözü edilen taşınmazın dava konusu taşınmaz olup olmadığı ve söz konusu dosya içerisinde tapu kaydı bulunup bulunmadığı incelenmeli, bundan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşturulan 24 ada 2 parsel s. taşınmaz içerisinde kalıp kalmadığı hususunun toprak tevzi haritaları ile kadastro paftalarının çakıştırılması suretiyle belirlemesi istenmeli, 24 ada 2 parsel s. taşınmaz hakkında tapu kaydı oluştuğunun ya da 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesinde açıklandığı üzere söz konusu taşınmaz bölümleri toprak tevzi komisyonunca dağıtıma tabi tutularak, dağıtım cetvellerinin onaylandığının ve çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün 24 ada 2 s. toprak tevzi parseli içerisinde kaldığının anlaşılması halinde çekişmeli taşınmazın bu bölümünün davacı taraf adına tesciline karar verilmeli, tapu kaydı oluşmamış veya dağıtım cetvelleri onaylanmamış ise çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı yöntemine uygun biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmeli, kadim mera olmadığının anlaşılması halinde davacı taraf yönünden 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı miktar sınırının aşılıp aşılmadığının araştırması gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, kadastro hakimi çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında infaz sırasında sorun oluşturmayacak biçimde tescil hükmü kurmak zorunda olup, mahkemece çekişmeli taşınmazın yalnızca (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında tescil hükmü kurulup geriye kalan bölümü hakkında bir karar verilmemesi isabetsiz olduğu gibi, bu bölüm yönünden adlarına tescil kararı verilen kişilerin paylarının belirlenmemiş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, 26.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy