(1086 S. K. m. 275, 437)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında irsen intikal ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebi ile 112 ada 8 ve 113 ada 20 parsel s. 94,04 ve 302,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, davalılar S. Ö. ve müşterekleri adlarına, 110 ada 91 parsel s. 281,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı A. E. ve kardeşleri ile davalılar S. Ö. ve müşterekleri adlarına tesbit edilmiştir. Davacılar A. E. ve müşterekleri, kanuni süresi içerisinde irsen intikal ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların H. E. mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile H. E. mirasçıları adlarına miras payları oranında tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı M. Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece, tarafların murisleri arasında çekişmeli taşınmazların kullanımının davacıların murisine bırakılması konusunda muhtemel anlaşma bulunduğu ve zilyetliğin uzun süredir davacı tarafta olduğu kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi taşınmazlar hakkında yeterli bilgisinin olmadığını, tesbit bilirkişileri de 1950 yılı öncesinde dava konusu taşınmazlar ile dava dışı 113 ada 21 parselin tarafların murisleri arasında paylaşıma tabi tutulduğu, 113 ada 21 parselin davacı tarafın murisi H. E.'a, dava konusu taşınmazların ise davalıların murisi M. Ö.'a bırakıldığını, ancak 1950 yılından sonra M. Ö. ve mirasçılarının taşınmazı kullanmadıklarını, köyde yaşamadıklarını beyan etmişlerdir. Bu beyanlar üzerine mahkemece, tarafların murisleri arasında miras ilişkisi bulunup bulunmadığı, miras ilişkisi bulunması halinde çekişmeli taşınmazların paylaşılıp paylaşılmadığı ya da ne biçimde paylaşıldığı davacı tarafın zilyetliğinin asli zilyetlik mi yoksa fer'i zilyetlik mi olduğu hususları yeterince araştırılmayarak eksik inceleme sonucunda karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; taraflara yeniden tanık bildirme imkanı tanınmalı, mahallinde yaşlı, yansız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar huzuruyla keşif icra olunmalıdır. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında, yerel bilirkişi ve tanıklara çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ilişkin olduğu, davacı tarafın miras bırakanı H. E. ile davalı tarafın miras bırakanı M. Ö.'a taşınmazların ne biçimde intikal ettiği ve bu şahıslar arasında miras ilişkisi olup olmadığı, miras ilişkisi bulunduğu takdirde taşınmazların adı geçen taraf murisleri arasında paylaşmaya konu olup olmadıkları, taşınmazların kim tarafından hangi tarihten bu yana zilyet edildiği, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, zilyetliğin asli ya da fer'i zilyetlik olup olmadığı hususları maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin kayıtlara uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkân verir kroki düzenlettirilmeli, irs ilişkisinin varlığı halinde buna ait nüfus kayıt örnekleri dosyaya getirtilmeli bundan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, davalı M. Ö.'ın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy