(3402 S. K. m. 28, 36)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 112 ada 167, 128 ada 30 ve 34, 129 ada 17 ve 36 parsel s. 1710.62, 277.98 ve 544.37, 2031.54 ve 837.96 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle Ö. oğlu A. U. adına tespit edilmiştir. Davacı Ö. kızı H. K. vekili, kanuni süresi içerisinde çekişmeli taşınmazlarda payı bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28/2. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı H. K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece, ispat yükü kendisine düşen davacının davanın keşfini yaptırmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Davacı vekili, çekişmeli taşınmazlarda davacının payı bulunduğu iddiasıyla dava açmış; 05.12.2008 günlü ilk oturumda, davacı ile vekili ortak muristen kalan taşınmazlarda davacının 1/4'er payının bulunduğunu ve ortak murisin terekesinin paylaşılmadığını bildirmiştir. Ayrıca, ilk oturum ara kararı uyarınca davacı vekili tarafından 13.02.2009 havale günlü delil listesi dosyaya sunulmuştur. Bu halde davacı tarafın dava sebep ve delillerini bildirdiğini kabul etmek gerekir. Yine, davacı taraf ortak muristen gelen hakka dayanarak dava açtığı gibi çekişmeli taşınmazlara ilişkin tutanakların edinme sebeplerinde de taşınmazların ortak muristen kaldığı, ancak terekesinin taksim edildiği bildirilmektedir. Yani, taraflar arasındaki çekişme, ortak muris terekesinin yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığı noktasında toplanmaktadır. Harici paylaşımın varlığını kanıtlamak yükümlülüğü, harici paylaşımın varlığına dayanan tarafa ve somut olayda da davalı tarafa ilişkin bulunmaktadır. Bu nedenlerle, mahkemenin ispat yükünün davacı tarafa düştüğü biçimdeki kabul ve değerlendirmesinde de isabet bulunmamaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş, 3402 sayılıKadastro Kanunu'nun 28/1. maddesi uyarınca
uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve sair bilgileri ilgili dairelerden getirtmek ile tarafların bildirecekleri delilleri topladıktan sonra, gerek görülmesi halinde mahallinde keşif yapmak, keşif kararı alınırken keşif yaptırma yükümlülüğünün hangi tarafa düştüğünün, davayı kanıtlama yükünün hangi tarafta olduğunun tayin ve takdir etmek suretiyle belirlemek, bundan sonra ilgili tarafa, gerektiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca yöntemine uygun ihtarda bulunmaktır. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy