(3402 S. K. m. 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 1 parsel s. 195.05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, irsen intikal, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ve bağışlama nedenleri ile 1/4 pay davalı K. Y., 3/4 payı davacı-davalı Şeref Hıra adına tespit edilmiştir. Davacı Ş. H., davalı K. Y.'un payının daha az olduğu iddiasına dayanarak taşınmazın payı oranında adına tescili istemi ile, karşı davacı K. Y. miras bırakan babası H. H.'nın taşınmazın yarı payını bakıp gözetme karşılığında kendisine verdiği iddiasına dayanarak taşınmazın 1/2 payının tescili istemi ile, davacılar N. H. ve müşterekleri ise, dava konusu taşınmazın anneleri M. H.'ya ilişkin iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği; davalıların, babaları H. H.'nın yaşlılığından faydalanarak taşınmazın satışı için köy satış senedi aldıkları, senedin geçersiz olduğu iddiasına dayanarak; anneleri M. H. adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile krokide mavi renk ile gösterilen 80 metrekarelik bölümünün 8/64'er pay itibari ile N., R. H., Ü. Ç., Ü. Y. ve K. Y. adlarına, 24/64 payın Ş. H. adına; kalan bölümün ise davacı Ş. H. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar N. H. ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan bilirkişi rapor ve krokisinde pembe renk ile taralı olarak gösterilen alan hakkında kurulan hüküm yönünden dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, taşınmazın bu bölümünün H. H.'ya ilişkin iken sağlığında davalı Ş. H.'ya satıp zilyetliğini devrettiği anlaşıldığına göre diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak dosya kapsamından bilirkişi rapor ve krokisinde mavi taralı olarak gösterilen bölümün, tarafların murisi M. H.'dan intikal ettiği anlaşılmaktadır. M. H.'nın 1985, eşi H. H.'nın ise 1997 gününde öldükleri, M. H.'nın vefat ettiği tarihte Ş. H.'nın mirasçılık sıfatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi iştirak halinde mülkiyet biçiminde intikal etmiştir. İştirak halinde mülkiyetin söz konusu olduğu durumlarda mirasçılardan birinin mirasçı olmayan üçüncü kişiye yaptığı satış miras şirketi yönünden hukuken sonuç doğurmaz. Miras bırakanın terekesinin paylaşıldığı ve taşınmazın satış yapan mirasçıya isabet ettiği hususu da kanıtlanamamıştır. Bu halde her ne kadar H. H. ve Ş. H. arasında düzenlenen 16.06.1997 günlü satış senedi taşınmazın tamamına yönelik olarak düzenlenmiş ise de krokide mavi ile taralı taşınmaz bölümünün miras bırakan M. H.'dan intikal etmesi ve H. H.'nın da M. mirasçısı olarak 1/4 oranında miras payı bulunduğu ve ancak bu payını satabileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece çekişmeli 101 ada 1 parsel s. taşınmazın krokide mavi renk ile taralı olarak gösterilen bölümünün bütün M.H. mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bir kısım mirasçıların paylarının Ş. H. üzerinde bırakılarak karar verilmesi isabetsiz olup davacılar vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy