(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 105 ada 15 ve 16 parsel sayılı 6040.53 ve 12185.23 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, ifraz, taksim, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle 105 ada 15 sayılı parsel davalı A. H., 105 ada 16 sayılı parsel ise G. A. adına tespit edilmiştir. Davacı G. A., kanuni süresi içerisinde tapu kaydı ile taşınmazların bir tüm olduğunu ve ifraz edilmediğini ileri sürerek 105 ada 15 ve 16 sayılı parsellerin tapu kaydına göre 3/4 payının adına, 1/4 payının ise davalı adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 105 ada 15 ve 16 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların bir tüm halinde aynı özelliği göstermediği, Sulh Hukuk Mahkemesince de aynen taksimin mümkün olmadığına karar verildiği, davalı tarafın daha kıymetsiz bir alanı kullandığı, bu alanın büyüklüğünün tapu kaydındaki 1/4 payını aştığı, zemindeki sınırların çok eskiden beri belirlendiği, rızai taksim yapıldığı ve belirlenen sınırlara göre kullanıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlara bir tüm halinde uygulanan ve taşınmazlara uyduğu belirlenen 7.12.2004 gün ve 1 sıra numaralı tapu kaydında 3/4 pay davacı G. A., 1/4 pay ise davalı A. H. adına kayıtlı bulunmaktadır. Tapu kaydının tedavülleri incelendiğinde Mayıs 317 gün ve 91 sıra numaralı tapu kaydı T. oğlu R. adına kayıtlı iken mirasçıları H., İ., F. ve A.'ye kaldığı, mirasçılardan A. ve İ.'in 2/4 payının 18.3.1982 gün ve 58, 24.3.1983 gün ve 27 sıra numaralı tapu kayıtları ile satışlar sonucu davalı A. H.'na geçtiği, mirasçı H. ve F.'nın paylarının kök tapuda müracaatlarına kaldığı, A. H.'nun Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı taksim davası sonucunda aynen taksimin mümkün olmaması sebebiyle taşınmazın satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği ve ihale sonucu satış suretiyle H. ve F.'nın paylarının da intikali ile taşınmazın 22.9.1983 gün ve 36 sıra numaralı tapu kaydı ile tam pay olarak davalı A. H. adına tescil edildiği; H. F. tarafından tapu kaydı ile yapılan satışlar sonucu 28.7.2003 gün ve 18 sıra numaralı tapu kaydı ile önce 1/2 payı davacı G. A. adına, 07.12.2004 gün ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile de 3/4 payı davacı G. A. adına tescil edildiği, 1/4 payın davalı A. H. üzerinde kaldığı anlaşılmaktadır. Böylece, öncesinde bir paylaşma yapıldığı ve bu paylaşmaya göre tapuda satış yapıldığının kabulü, mahkemenin ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ait kararı ve bütün payların davalıya geçmesi sebebiyle mümkün bulunmamaktadır. Davalı, davacıya kayden pay sattıktan sonra taksim iddiasında bulunduğundan, ispat külfeti sonradan taksime dayanan davalıya düşmektedir. Böylece davalı tarafa varsa 2003 ve 2004 yılından sonra yapılan paylaşmayı ispatlamak için olanak tanınmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve davalı tanıklarından paylaşma hususunda ayrıntılı bilgi alınarak, davacının evini ne nedenle 16 sayılı parsel üzerine yapmış olduğu sorulup saptanmalı; davalı tarafın, davacıya kayden yapılan satış gününden sonra aralarında paylaşma yapıldığını kanıtlaması halinde dava reddedilmeli, aksi durumda ise çekişmeli her iki parselin tapudaki payları oranında davacı ve davalı adına tesciline karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy