(3402 S. K. m. 20)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 132 ada 25 parsel s. 9662.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, sağlık ocağı ve arsası niteliği ile Hazine'nin kullanımında olması sebebiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı F. E., kanuni süresi içerisinde taşınmazın yaklaşık 8000 metrekarelik bölümünün kendisine ilişkin olduğu ve zilyet bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 132 ada 25 s. parselin tespit gibi tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacı F. E. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın 1977 yılından beri Hazine'nin elinde bulunduğu ve üzerindeki sağlık ocağı binasının da 1999 yılında yapıldığı, aralıksız malik sıfatıyla 20 yıl kullanma şartının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz sağlık ocağı ve arsası niteliği ile senetsizden Hazine adına tespit edilmiş, sağlık ocağının 1991 yılında yapıldığı belirtilmiştir. Davacı taşınmazın 8000 metrekarelik bölümünün kendisine ilişkin olduğunu, bir kısmını sağlık ocağına verdiğini ancak tamamını vermediğini iddia etmiştir. Mal Müdürlüğünce sağlık ocağının 1977 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğü tarafından satın alındığı bildirilerek satışa dair evraklar dosyaya ibraz edilmiştir. Bu belgelerde köy muhtarlığı ile Sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğünce yapılan protokolde köy hükmü şahsiyeti adına 14.05.1974 ve 22 sıra numaralı tapu kaydı ile kayıtlı 3300 metrekarelik taşınmazın köy ihtiyar kurulu kararı ve vilayet olurları üzerine çizilen haritasına göre, 2490 s. Kanun'un 66. maddesince köyde kurulacak sağlık evi tesisi için satın alınarak Hazine adına tescilinin yapılması kararlaştırılmıştır. Dosyaya getirtilen 14.05.1975 gün ve 22 sıra numaralı tapu kaydının 3300 metrekare olarak Gevaş Sulh Hukuk Mahkemesinin 1974/72 Esas-1974/101 Karar s. tescil ilamı ile Ana Köyü, Köy Tüzel Kişiliği adına tescil edildiği, daha sonra satış sebebi ile tedavül görerek 06.10.1977 gün ve 4 sıra numaralı kayıtla Hazine'ye intikal ettiği ve kök tapu kaydının dayanağı tescil krokisinin bulunduğu, tapu kaydındaki şerhten bu kaydın 101 ada 25 s. parsele revizyon gördüğü, ayrıca sağlık ocağı yeri için köy tarafından yapılan satış sebebi ile düzenlenen protokolde de belirtildiği üzere, vilayet olurları üzerine çizilen haritanın bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının hak iddia ettiği bölümün haritalar uygulanmak suretiyle belirlenmesi, iddia ve savunmanın değerlendirilmesi yönünden mahallinde keşif yapılması zorunlu bulunduğu durumda keşif yapılmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın etrafındaki bütün komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile dayanağını oluşturan kayıtlar, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, taşınmaz üzerinde bulunan sağlık ocağına ait oluşturulan 14.5.1975 gün ve 22 sıra numaralı tapu kaydı, dayanağı tescil ilamı ve haritası, sağlık ocağı yapımı için satışa dair protokol başlıklı belgede çizilen harita ve bütün belgeler ile tapu kaydının revizyon gördüğü parselin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tarafların bildirdikleri tanıklar, bütün tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişiler katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşifte tapu kaydı ve dayanağı olan tescil haritası ile sağlık ocağının köy ihtiyar heyeti tarafından satışına dair protokolde bulunan haritası yerel bilirkişiler yardımı ile fen bilirkişi eli ile revizyon gördüğü parsel de dikkate alınarak uygulanmak suretiyle kapsamı 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 20. maddesince haritasına göre belirlenmeli, tapu kaydının ve haritasının bu yere uyması halinde başka parsele revizyon görmesinin tapu kaydına değer verilmesini engellemeyeceği düşünülmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının dava ettiği bölümün öncesinin ne olduğu, kimin ne zamandan beri ne suretle kullandığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, toplanan delillerin tespit tutanağının edinme nedeni ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenmeli, fenni bilirkişiden keşfi takibe imkan verir, davacının dava ettiği bölümü, kayıt ve haritalarının uygulamasını gösterir ayrıntılı kroki ve rapor alınmalı, taşınmazın toprak yapısı, ne amaçla kullanıldığı hususlarında ziraatçi bilirkişi ve inşaat bilirkişisinden rapor alınmalı, taşınmazın batı sınırında bulunan 3 s. parselin mera olarak sınırlandırılmış olması sebebiyle gerektiğinde mera yönünden de inceleme yapılmalı, bundan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy