(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Engin Y. ve arkadaşları vekili geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 30 parsel sayılı 2.664,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kayıtları, pay devri, ifraz ve taksim nedeniyle tamamı 345.600 pay kabul edilerek, 337.488 payı M
A
adına ve 8112 payı iştirak halinde mülkiyet şeklinde H
R..., İ
H..., S
, L
ve S
S... Y... adlarına tespit edilmiştir. Davacılar Z
Y... ve arkadaşları, yasal süresi içinde tapu kayıtlarına dayanarak M
A
adına tespit edilen paylar hakkında dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, dava dilekçelerinde birden fazla tapu kaydına dayandıkları halde, kendilerinden çekişmeli taşınmaz için bunlardan hangisine dayandıkları açıkça sorulmamış, yapılan keşifte çekişmeli taşınmazlara uyduğu söylenen Nisan 1994 tarih 9 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarının niteliği tartışılmamış, kayıt malikleri arasında usulüne uygun bir taksim yapılıp yapılmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı taraftan çekişmeli taşınmaz için açıkça hangi tapu kaydına dayandığı sorulmalı, bundan sonra dayanılan tapu kaydının tüm tesis ve tedavüllerinin dosya içine getirilmesi sağlanmalı, kaydın tedavülü sırasında sınırlarında ya da yüzölçümünde değişme meydana gelmiş ise bunun sebepleri araştırılarak farklılığın hukuken geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı tespit edilmeli, farklılık geçerli bir nedene dayanmıyorsa kaydın önceki sınır ve yüzölçümünün geçerli olacağı düşünülmeli, bundan sonra mahallinde yöreyi iyi bilen, yaşlı ve ehil üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, uzman fen bilirkişisi ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydındaki sınırlar yerel bilirkişilere tek tek sorularak açıklatılmalı, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama imkanı sağlanmalı, fen bilirkişi tarafından yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen yerler harita üzerinde tek tek işaretlenmeli, sınırların sabit, değişebilir ya da nokta sınır olup olmadıkları değerlendirilerek fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak sağlar ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca sınırların niteliğine göre tapu kaydının kapsamını gösterir harita düzenlemesi istenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tarihte başladığı, ilk zilyedinin kim olduğu, kimden kime ve ne surette intikal ettiği, kimler tarafından ne kadar süreyle kullanıldığı, çekişmeli taşınmaz davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalıyor ise kayıt malikleri arasında yöntemine uygun bir taksim yapılıp yapılmadığı hususlarında olaylara dayalı ve ayrıntılı bilgi alınmalı, aynı tapu kaydına dayanılarak açılan davaları birleştirmenin yargılamayı kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağı ve bu bağlamda birleştirilmesine gerek olup olmadığı düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile karar verilemez.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 750.00 TL. Vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak kendilerini duruşmada vekil ile temsil ettiren tarafa verilmesine, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy