(3402 S. K. m. 40)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 105 ada 22, 23, 30, 31, 33, 34, 35, 36; 148 ada 7 ve 9 parsel sayılı 3358.82, 2272.29, 1499.23, 1322.38, 6755.71, 1562.27, 246.86, 146.82, 1771.07 ve 1948.95 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine sebebiyle davalı S. İ. ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı H. A. ve arkadaşları vekili, yasal süresi içinde taşınmazların ortak muristen geldiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 105 ada 22, 23, 30, 31, 33, 34, 35, 36; 148 ada 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu taşınmazların öncesinin, tarafların ortak miras bırakanı S.'a ait olup, 1979 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık, S.'ın ölümünden sonra terekesinin usulüne uygun biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise, davaya konu taşınmazların davalı tarafın miras payına isabet edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, uzun süreli kullanımın paylaşmaya karine olduğu, mirasçılara eşit pay verilmesinin zorunlu olmadığı gibi taksimde tüm mirasçıların hazır bulunmasının da zorunlu olmadığı belirtilerek, kök miras bırakan S.'ın terekesinin paylaşıldığı ve taşınmazların davalı tarafın miras payına düştüğü kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de bu konuda yapılan araştırma ve değerlendirme hükme yeterli bulunmamaktadır. Geçerli bir paylaşmadan söz edebilmek için tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin paylaşmaya katılmaları zorunludur. Paylaşmaya dayanan taraf, tüm mirasçıların katılımı ile gerçekleştirilen paylaşmanın varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda paylaşmaya dayanan davalı taraf olduğuna göre, davalılardan miras bırakanın terekesine dahil olan taşınmazların tümünü bildirmesi istenmeli, paylaşmaya tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin katılıp katılmadığı konusunda delilleri sorulmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraflarca bildirilen tanıklardan ayrı ayrı miras bırakan S.'ın terekesinin ölümünden sonra tüm mirasçılarının ya da yasal temsilcilerinin katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise davaya konu taşınmazların hangi mirasçının payına isabet ettiği, diğer mirasçılara buna karşılık hangi taşınmazların ya da menkul malların verildiği, bu malların akıbetlerinin ne olduğu, çekişmeli taşınmazların kim tarafından ne şekilde kullanıldığı, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, miras bırakandan intikal eden tüm taşınmazların kadastro tutanak örnekleri getirtilip, edinme sebepleri incelenmek suretiyle, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri denetlenmeli, bundan sonra toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek, farklı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy