(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 177 parsel sayılı 525.250 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadim kullanım sebebiyle ve mera vasfı ile davalı Çanakçı Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı A. A. ve müşterekleri tapu kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacılar K. A., M. Ö., Y. G. ise vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı A. A. mirasçıları vekili, davacı K. A.mirasçısı A. A.vekili, davacı M. Ö. vekili ve davacı Y. G. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın kadim köy merası olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaza komşu 76 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2006/166 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili bozma ilamında da belirtildiği gibi, davacı A. A. ve müştereklerinin davacısı olduğu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/340 Esas sayılı dava dosyasında komşu 76 parsel sayılı taşınmazın yanı sıra 177 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün de davaya konu olduğu, davacılar tarafından davaya konu 177 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak, komşu 76 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarına dayanıldığı, bir başka anlatımla davaya konu 177 parsel sayılı taşınmazın da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/340 Esas sayılı dava dosyası kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Bu durumda yargılamanın kısa zamanda en az masrafla ve en doğru şekilde sonuçlandırılması için aynı nitelikteki bu davaların birlikte yürütülmesi gerekir.
Sonuç: Mahkemece verilecek kararların birbirini etkileyeceği ve delillerin doğru değerlendirilmesi için her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiği düşünülmeden davaların ayrı ayrı sürdürülüp sonuçlandırılmaya çalışılması isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeple yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 10.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy