(3402 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 69 ada 18 parsel sayılı 994 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde davaya konu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı C. E. tarafından davalı M. E. aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan M. A.'ün de satın almaya ve zilyetliğe dayanarak katılmış olduğu elatmanın önlenmesi ve tescil davası, davaya konu olan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması sebebiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişme konusu 69 ada 18 Sayılı parselin eşit paylarla müdahil davacı M. A. ile H. M. E. mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı M. A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın 1/2 payının A. E.'e, 1/2 payının da H. M. E.'e ait olup 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulundukları, A. E. payının 1979 da satış ile müdahil davacı M. A.'e, H. M. E. payının da ölümü ile mirasçılarına geçtiği; müdahil davacı M. A. tarafından H. M.'e ait payın 1961 yılında satış yolu ile M. E.'e geçtiği ve kendisinin de ondan 11.4.1985 tarihli senetle 400 metrekarelik bölümü satın aldığına ilişkin ileri sürülen iddianın kanıtlanamadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşif, tanık, yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanları ile tüm dosya kapsamından taşınmazın gerçekte iki ayrı parça halinde olup, kuzeydeki bölümünü A. E.'in satışı ile müdahil davacı M. A.'e geçtiği halen M. A.'ün zilyetliğinde olduğu, güneydeki bölümünün ise H. M. E.'e ait iken, ölümü ile de mirasçılarına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan 1981/292 Esas sayılı dava dosyasına ait, fen bilirkişisi M. Ü. tarafından düzenlenen 9.7.1987 tarihli keşif krokisi zemine uygulanmak suretiyle, taşınmazın bu krokide yeşil ile taralı bölüm dışında kalan kuzey bölümünün müdahil davacı M. A. adına, krokinin kapsadığı yeşil ile taralı bölümün ise H. M. mirasçıları adına payları oranında tesciline, bu bölüm üzerinde bulunan ve tespit tarihinden önce müdahil davacı tarafından yapıldığı anlaşılan binanın ise 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi gereğince müdahil davacı M. A.'e ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmesi gerekirken,
Sonuç: Yazılı gerekçeler ile taşınmazın paylı olarak tesciline karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına, 07.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy