(3402 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 7)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 126 ada 3 parsel sayılı 1.506.89 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davacı Z. S. adına tespit edilmiştir. Davacı Z. S., yasal süresi içinde adına tespit edilen taşınmazın doğusunda kalan yolun adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen bölümün davacıya ait 126 ada 3 Sayılı parsele eklenerek davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
3402 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemeleri, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olan taşınmazlarla ilgili olarak, kadastro tespit gününden önceki nedenlere dayalı uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. Dava, 126 ada 3 Sayılı parselin doğusunda bulunan ve paftasında yol olarak bırakılarak hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmaz hakkında açılmış olup, bu nitelikteki davalara kadastro mahkemesince bakılamaz. Tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar hakkındaki davalara bakmak görevi genel mahkemelere aittir. H.U.M.K.'nun 7. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine dair olup, bu hususun re'sen gözetilmesi gerekir.
Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmek gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 07.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy