(5271 S. K. m. 309) (2004 S. K. m. 340)
Dava: Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair, Fatsa İcra Mahkemesi'nin 2.6.2009 tarihli ve 2009/7-52 Sayılı kararına yapılan itirazın kabulüyle anılan kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin, Ünye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.7.2009 tarihli ve 2009/389 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile; Borçlu hakkında Fatsa 1. İcra Müdürlüğünün 2009/10 Sayılı dosyası üzerinden yürütülen ilamsız takipte, borçluya çıkarılan ödeme emrinin 9.1.2009 tarihinde tebliğ edildiği, takip kesinleşmeden 12.1.2009 tarihinde alacaklı vekili ve borçlunun icra memuruna müracaat ederek huzurunda borçlunun taahhütte bulunduğu, ancak taahhütte borçlunun kendisine tanınan sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini beklemeyeceğinden söz edilmediği anlaşılmakla, takip kesinleşmeden yapılan taahhüdün geçerli olamayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.5.2010 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-52-2750-2010/5482/30355 Sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 3.6.2010 tarih ve K.Y.B. 2010/127136 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla, gereği görüşüldü:
Karar: Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza başlıklı 5358 Sayılı Kanun ile değişik İ.İ.K.nun 340. maddesi 1. cümlesi 111. madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu olması gerekmektedir. Oysaki somut olaya bakıldığında borçlu Yaşar D.'a ödeme emrinin 9.1.2009 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında borçlu tarafından sürelerden de feragat edilmemesi sebebiyle henüz takip kesinleşmeden 12.1.2009 tarihinde taahhütte bulunduğu dikkate alındığında, henüz borçlu sıfatını taşımaması sebebiyle belirlenen tarihte ödeme yapmamasının taahhüdü ihlal suçunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin, beraate ilişkin karara yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan sebeplerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Ünye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/389 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 Sayılı C.M.K.nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden:
Sonuç: Borçlu hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına, dosyasının yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy