(3402 S. K. m. 9) (1086 S. K. m. 275, 363)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
1962 yılında 5602 sayılı Yasa uyarınca yapılan tespit sonrasında açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda Tutak Tapulama Mahkemesinin 19.07.1976 tarihli kararı ile kanuna uygun tutanak düzenlenmesi için dosyanın tümü ile Ağrı Tapulama Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmekle; 2004 yılında yeniden düzenlenen tutanakla 224 parsel sayılı 99.080 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesine şerh verilmek suretiyle K. oğlu M. E. adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 224 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi M. E. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğindeki yerlerden olduğu ve davalı taraf yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, çekişmeli taşınmazın doğu ve kuzey yönlerden 238 parsel sayılı mera parseline sınır olduğunun gözardı edilmesi ve yöntemince mera araştırması yapılmamış olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişiden oluşacak yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıklar ve üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve ne şekilde geçtiği; çekişmeli taşınmazın komşu mera parselinden ne şekilde ayrıldığı, arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı veya meradan yer kazanılıp kazanılmadığı gibi hususlar tek tek olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkilerin ve tespit tutanağının edinme sebebine aykırı sonuçlara ulaşılması halinde de tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır, keşfe katılacak ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı şekilde toprak yapısı, eğimi bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenen fen bilirkişisinden ise keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu 238 parsel sayılı mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan raporlar alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen biçimde inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, çekişmeli taşınmazın kimler adına ve hangi pay oranlarıyla tesciline karar verildiğini gösterir şekilde tescil hükmü kurulmamış olması da isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy