(1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 650 ada 18 parsel s. 9328.36 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle davalı S. M. C. adına tesbit edilmiştir. Davacı S. İ., kanuni süresi içerisinde 650 ada 16 parsel s. 12383.04 m² yüzölçümündeki taşınmazın, tapu kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle 2/4 payının kendi adına, 1/4'er payının Metin ve Burhan İmren adlarına tesbit edildiği, bu taşınmaza ilişkin bir kısım yerin 650 ada 18 s. parsel içerisine dahil edildiği iddiasına dayanarak, davacı Ağlı Belediye Başkanlığı ise, 650 ada 18 s. parselin güney sınırının yola tecavüzlü olarak tesbit edildiği iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında davacı S. İ., sair paydaşları M. ve B.İ.'in de davacı olarak davaya dahilini istemiştir. Mahkemece, davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kabulüne ve çekişmeli 650 ada 18 s. parselin, fen bilirkişilerinin 08.09.2008 günlü haritalarında (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen toplam 266.65 metrekarelik bölümün paftasında yol olarak gösterilmesine; (C1), (C2) ve (C3) harfleri ile gösterilen 26.56 m², 10.33 ve 31.87 m²'lik toplam 68.76 m²'lik bölümün 650 ada 18 s. parselden ifrazı ile 650 ada 16 parsele ilave edilerek 16 s. parselin 12451,08 m² olarak tesbit malikleri adına, 650 ada 18 s. parselin ise 8993.05 m² yüzölçümü ile tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı S. M. C. tarafından, 650 ada 16 parsele eklenen bölüm yönünden temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının tutunduğu tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu, davalının dayandığı tapu kaydı yüzölçümünün 850 m² olup, miktarından çok daha fazla yere revizyon gördüğü, kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanımı mümkünse de uyuşmazlık konusu yerin davacının tapu kaydı kapsamında kaldığı, her iki tapu kaydı aynı yeri kapsasa dahi eski günlü olan davacı tapusuna itibar edilmesi gerektiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yetersiz, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davalı tarafın dayandığı ve tespitte uygulanan Kasım 1973 gün 19 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümü 850 m² ise de, bu kaydın geldisi 28.09.1937 gün 96 sıra numaralı tapu kaydının yüzölçümü 10850 m²'dir. Bu tapunun gittisi Ocak 1946 gün 101 sıra numaralı tapu kaydında da yüzölçümü 10850 m² olup bundan sonra tedavül gördüğü 28.03.1955 gün 9 sıra numaralı kayıtta yüzölçümünün sehven 850 m² olarak yazıldığı ve bundan sonraki tedavüllerde de yanlışlığın devam ettiği, taşınmazın gerçek yüzölçümünün ilk tesis günlü tapu kaydında belirtildiği gibi 10850 m² olduğu Tapu Sicil Müdürlüğünün 21.12.2009 günlü yazısından anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı ve davalının dayandıkları tapu kayıtları gereği gibi uygulanıp her iki tapu kaydının kapsamları belirlenmemiştir. Ayrıca davacı kendisi ve sair müşterekleri M. İ. ve B. İ. adlarına tesbit edilen 650 ada 16 s. parselin yüzölçümüne göre eksik olan kısmın, 650 ada 18 s. parselden ifraz edilip 650 ada 16 s. parsele eklenmesini istemiştir. Sair 1/4'er pay maliki olan M. İ. ve B. İ. tarafından süresinde usulüne uygun bir dava açılmadığı gibi açılan davaya da müdahil olmamışlardır. HUMK'muzda dahili davacı ile adı altında düzenlenen bir müessese olmadığı durumda bu kişiler, davacı tarafından mahkemeye ibraz edilen 31.07.2006 günlü dilekçede yer alan isteksebebiyle davaya dahil edilmiş ve lehlerine karar verilmiş, davanın, davacının 650 ada 16 s. parseldeki 2/4 oranındaki payı ile sınırlı olarak görülmesi gerektiği gözardı edilmiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, aynı yöntemle seçilecek taraf tanıkları, tesbit bilirkişisi tanıklar ve teknik bilirkişi huzuru ile yeniden keşif yapılarak davacı ve davalı tarafın dayandıkları tapu kayıtları uygulanıp sınırları tereddüde yer vermeyecek biçimde kesin olarak saptanmalı, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla ispat etme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları kadastro tesbit tutanağı ile çeliştiği takdirde tesbit bilirkişilerinin tamamı tanık sıfatıyla dinlenilmeli, taraf tapuları çakıştığı takdirde eski günlü ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği ilkesi gözönüne alınmalı, fen bilirkişisine keşfi izleme imkanı veren krokili rapor düzenlettirilmeli, davacının iddiasının doğru olduğunun kanıtlanması halinde davanın, davacının 650 ada 16 s. parseldeki 2/4 payı ile sınırlı olarak kabulü gerektiği, dava açmayan 1/4'er pay maliklerinin payının davalı uhdesinde bırakılması gerektiği düşünülmelidir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy