(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 38)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında temyize konu 101 ada 30, 170 ada 216, 219, 297, 825, 1394 ve 1580 parsel sayılı 9569.36, 2013.61, 398.62, 3886.84, 2142.84,1122.14 ve 2997.14 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanılarak H. Ç. adına tespit edilmiştir. Davacı S. K., S. Ç.'ı hasım göstermek suretiyle taşınmazların miras bırakan babası İ. K.'dan intikal ettiğini ileri sürerek dava açmıştır. Yargılama sırasında H. Ç. davaya dahil edilmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda S. Ç. hakkında açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, H. Ç. hakkında açılan davanın esas yönünden reddine, davaya konu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro davalarının lehine tespit yapılan kişi ya da kişilere karşı açılacağı göz önüne alındığında mahkemece taşınmazın tespit maliki olmayan davalı S. Ç. hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, hüküm gününde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı H.U.M.K.nda dahili dava yolu ile bir kişiye taraf sıfatı kazandırılacağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi ıslah yoluyla dahi davanın tarafı değiştirilemez. Hal böyle olunca H. Ç. hakkında yöntemince açılmış bir dava olmaksızın davanın esasına girilerek kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesi isabetsiz olup,
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy