(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 156 ada 4 parsel sayılı 14840,26 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı H. Ç., miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında dava edilen taşınmazın 2977.17 m2 yüzölçümü ile M. I. ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilen 201 ada 7 Sayılı parsel olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet sebebiyle reddine, 156 ada 4 Sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu edilen taşınmazın 156 ada 4 parsel olmayıp 201 ada 7 Sayılı parsel olduğu ve gerçek hasma yöneltilmiş bir dava bulunmadığı kabul edilmek sureti ile davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde kendisi ve paydaşları adına tespit edilen Kas mevkiindeki 156 ada 13 sayılı parselin yüzölçümünün eksik tespit edildiğini ve 156 ada 4 sayılı parselin miras bırakanlarından intikal ettiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan keşifte davaya konu taşınmazın ada ve parsel numarası açıkça belirlenmemiş, keşifte hazır bulunan kadastro bilirkişisi, kendisine süre verildiği takdirde davaya konu taşınmazın hangi parsel olduğunu bildireceğini belirtmiştir, keşif gününden sonra 6.5.2010 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda davacının dava ettiği yerin 201 ada 7 Sayılı parsel olduğu belirtilmiş, bu rapor davacıya tebliğ edilmemiş ve rapora karşı diyecekleri sorulmadan davanın 201 ada 7 parselle ilgili olup tespit malikinin M. I. ve paydaşları aleyhine dava açılmamış olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine, 156 ada 4 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Bu şekildeki uygulama usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davacıya dava dilekçesi açıklatılarak hangi taşınmazı, hangi nedene dayanarak dava ettiği belirlenmeli; bundan sonra mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında fen bilirkişisinden başında bulunulan taşınmazın hangi taşınmaz olduğu sorularak tespit edilmeli, bu tespitten sonra davanın doğru hasma karşı açılıp açılmadığı belirlenmeli, davanın 156 ada 4 sayılı parsel hakkında açıldığının belirlenmesi halinde keşif yerinde hazır bulunan yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıkların zilyetliğe ilişkin olarak beyanları alınmalı, zirai bilirkişiden taşınmazın niteliğine ilişkin ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkeme ve bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy