(2004 S. K. m. 340) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu F. Z. S.'nin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair. Kastamonu 1. İcra Mahkemesinin 06/05/2010 tarihli ve 2010/463 Esas, 2010/403 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile borçlunun beraatine ilişkin, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 21/05/2010 tarihli ve 2010/460 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İddianame ile: Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince; sanığın 18/03/2010 tarihli haciz tutanağında, toplam borcunu her ay maaşının % 90'ı olmak üzere yapılacak kesinti ile ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sanığın verdiği taahhüdün hukuki ve cezai sonuçlarına göre ödememe halinde ne yapılacağını belirttiği yani maaşından haciz olsa dahi kesinti yapılmasını istediği, oysa taahhüdün ihlalinin suç oluşturması için hiçbir kayıt ve şarta bağlanmamış olması gerektiği belirtilerek, taahhüdün geçersiz olması sebebiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de:
Kastamonu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/1523 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, borçlu sanığın adresinde 18/03/2010 tarihinde yapılan haciz sırasında borçlunun söz alarak, borcun o gün itibarıyla hesaplanmış olan faiz ve masrafları ile birlikte tamamını 19/04/2010 tarihinde ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği alacaklı vekilinin de bu taahhüdü kabul ettiği ve taahhüdün geçerli hale geldiği, bilahare borçlunun tekrar söz alarak taahhüdünü yerine getirmediği takdirde maaşının %90'ına haciz konulmasına muvafakat ettiğini bildirmesinin, geçerli hale gelmiş olan taahhütnamenin şarta bağlandığı anlamına gelmeyeceği gibi, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde hukuki veya cezai bir yaptırımla karşılaşmayacağı anlamına gelmediği, zira kanun gereği taahhüdün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak hukuki ve cezai yaptırımların neler olduğunun kanunda gösterildiği nazara alındığında itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10/08/2010 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-37-5617-2010/9817/50577 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 31.8.2010 gün ve K.Y.B 2010/201738 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla gereği görüşüldü.
Karar: Dosya kapsamına göre, Kastamonu 1. İcra Müdürlüğünün 2010/1523 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 18.3.2010 tarihli haciz zaptında borçlunun borcu tüm ferileriyle birlikte 19.4.2010 tarihinde ödemeyi taahhüt ettikten sonra tekrar söz alarak taahhüdü yerine getirmediği takdirde maaşının %90'ına haciz konulmasına muvafakat ettiğine ilişkin beyanı dikkate alındığında, borçlunun taahhüdünün şarta bağlanmış sayılmayacağı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 21.5.2010 tarih ve 2010/460 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK. nun 309/4-c maddesi uyarınca bozulmasına, yargılamanın yenilenmesi yasağı nedeniyle bozma kapsamı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmasının gerekmediğine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 25.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy