(4721 S. K. m. 561, 563, 564, 565, 570)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, tarafların ortak miras bırakanı olan S. Y.'nun ölüm tarihinin 30.11.2005 olduğunu, murisin sahip olduğu tek taşınmazını 15.02.2001 tarihinde davalıya hibe ettiğini, taşınmazın diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla devredildiğini, bu nedenle taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki hissesi oranında adına tesciline karar verilmesini, bu mümkün olmazsa tenkis talebinin kabul edilerek tapunun saklı payı oranında iptali veya keşifte çıkacak miktara göre şimdilik 6.000.000 TL.nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı; murisin gerçek iradesi ile bağış yaptığını, tapu iptali tescil davasını kabul etmediğini; ancak, davacının tenkis davasını kabul ettiğini beyan etmiş, 28.06.2006 tarihli celsede tenkis davasını kabul ettiğini beyan ederek imzası ile tasdik etmiş, daha sonra tenkis davasının da reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tapu iptali ve tescil davasının reddine, tenkis davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davacının tapu iptali ve tescil davasına yönelik temyiz itirazlarının dosyadaki delillere göre REDDİNE,
2- Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Kazandırma saklı paylı mirasçıya yapıldığından, davalının saklı payı düşülerek gerçek kazandırma tutarının belirlenmesi gerekirken bu saklı pay düşülmeden tenkis hesabı yapılması doğru olmamıştır (TMK. Md.561). Ayrıca, sabit tenkis oranı hesaplanırken davalının temlik konusu taşınmazda yaptığı iyileştirmeler dikkate alınmasına karşın, taşınmazın tercih hakkının kullanıldığı tarihteki değeri belirlenirken bu iyileştirme tutarının dikkate alınmaması doğru bulunmamıştır.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK.md.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514, 565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerden üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarın tesbiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanununun 565. Maddesinin 1, 2 ve 3. Fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanununun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı kanunun 561. Maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK..md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı taktirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kader geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.10.2010 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy