(3402 S. K. m. 36) (Tebligat Tüzüğü m. 12)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyize konu 115 ada 53 parsel sayılı 23221,59 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalılar R. G. ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı T. G., çekişmeli taşınmazın, tarafların miras bırakanı olan S. G.'dan irsen intikal ettiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36 ncı maddesi uyarınca reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/1 inci maddesi, davada ispat külfeti kendisine düşen tarafın, dayandığı delillerin toplanması için gerekli olan yargılama giderlerini karşılamakla yükümlü olduğu ve hakimin verdiği süre içinde giderlerin yatırılmaması halinde onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hükmünü içermektedir. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için, ispat külfeti kendisine düşen tarafa verilecek kesin mehlin usulüne uygun bulunması gerekmektedir. Somut olayda mahkemece, ispat külfeti kendisine düşen davacı tarafa, keşif için gerekli giderleri yatırması için 30.4.2009 tarihli celsede kesin süre verilmiş ve giderlerin kesin mehil içinde yatırılmaması karşısında keşif deliline dayanmaktan vazgeçildiği kabul edilmiştir. Ne var ki, kesin mehile dair 30.4.2009 tarihli ara karar usulüne uygun bulunmamaktadır. Söz konusu ara kararın 2 numaralı bendinde Çankırı'dan çağırılacak fen bilirkişi için müzekkere yazılmasına ve giderlerinin davacı tarafça karşılanmasına karar verildiği halde giderlerin yatırılması için gerekli süre belirtilmemiş, 3 numaralı bentte kalemler halinde sayılan toplam 412,63 TL keşif masrafının yatırılması için verilen süre hakkında ilk olarak keşif gün ve saatinden önce mahkeme veznesine depo edilmesine, daha sonra da 10 günlük kesin süre verilmesine denilmek suretiyle çelişki yaratılmış, yerel bilirkişi ve tanıkların keşif günü hazır edilmeleri için gerekli tebligat giderleri keşif masrafına dahil edilmemiştir. Diğer taraftan, keşif masrafları doğru belirlenmiş ve kesin süre 10 gün olarak kabul edilse dahi, duruşmada hazır bulunmayan davacıya sözkonusu ara karar 13.5.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 10 günlük süre 23.5.2009 tarihinde sona emiştir. Kesin sürenin sona erdiği 23.5.2009 tarihiyle keşfin yapılacağı 4.6.2009 tarihleri arasında yerel bilirkişi ve tanıklara çıkarılacak davetiyenin tebliği için Tebligat Tüzüğünün 12 nci maddesi gereğince aranan 15 günlük süre kalmamıştır. Açıklanan sebeplerle kesin mehle dair 30.4.2009 tarihli ara karar yöntemine uygun olmayıp sonuç doğuracak nitelikte bulunmadığından, usulsüz kesin mehil kararına dayanılarak keşif deliline dayanılmaktan vazgeçildiğinin kabulünde ve davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy