(2004 S. K. m. 340, 347) (5271 S. K. m. 309)
Dava ve Karar: Ödeme şartını ihlal suçundan sanıklar A. G., S. G., M. K. ve İ. K.'nin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmalarına dair, Yatağan İcra Ceza Mahkemesinin 21/05/2010 tarih ve 2010/18 esas, 2010/178 sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 12.10.2010 gün ve 62796 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 01.11.2010 gün ve KYB. 2010/270473 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede,
08/06/2009 tarihli taahhüt sonrası 08/07/2009 tarihinde ilk taksidin ödenmemesi ile suçun oluştuğu, alacaklı vekilinin 16/09/2009 tarihinde talepte bulunmak suretiyle suçu öğrenmesine rağmen 21/01/2010 tarihinde şikâyette bulunduğu, 2004 sayılı Kanunun 347. maddesinde şikâyet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceğinin öngörülmüş olması karşısında, müşteki tarafın suçu öğrendiği tarih ile şikâyet tarihi arasında üç aylık sürenin geçmiş olduğu gözetilmeden şikâyet hakkının düşürülmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16.HD-220-231 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağının düzenlendiğine göre sanık hakkında 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin,
İsabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
Dosya kapsamına göre; 08/06/2009 tarihli taahhüt sonrası 08/07/2009 tarihinde ilk taksitin ödenmemesi ile suçun oluştuğu, alacaklı vekilinin 16/09/2009 tarihinde icra dosyasında işlem yapmak suretiyle suçu öğrenmesine rağmen üç aylık süre geçtikten sonra 21/01/2010 tarihinde şikayette bulunması karşısında, şikayet hakkının düşürülmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir.
Dava açma şartlarından biri olan şikayetin süresinde yapılmaması hususu nedeniyle kararın bozulmasına karar verildiğinden, tebliğnamedeki diğer bozma istemini tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle Yatağan İcra Ceza Mahkemesinin 21/05/2010 tarih ve 2010/18 esas, 2010/178 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/4-d.maddesi uyarınca bozulmasına,
Kararın bozulmasından sonra 5271 sayılı CMK'nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden;
Sanıklar A. G., S. G., M. K. ve İ. K. hakkında açılan davada, 5358 sayılı Kanun'la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine, hükümlüler hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 20.06.2011 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy