(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 120 ada 22 ve 123 ada 3 parsel sayılı 5621,54 ve 6972,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, intikal ve satış nedeni ile davalı C. K. adına tespit edilmiştir. Davacılar G. ve H. K. ile E. Ö., yasal süresi içinde, taşınmazların miras bırakan babaları M. K.'dan intikal ettiği ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak taşınmazların M. K. adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile M. K. mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazları tapu malikinin mirasçılarından satın aldığını ispatlayamadığı, tapuda kayıtlı taşınmazların tapu dışı yolla satışına ilişkin satım sözleşmesinden itibaren 10 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalının nizasız ve aralıksız zilyetliğinin sabit olmadığı kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların M. K. mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davalı tarafın dayanağını oluşturan 15.06.1938 tarih ve 10 sıra nolu tapu kaydı ile bu kaydın geldi kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara aidiyeti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dayanak tapu kaydı incelendiğinde kaydın tarafların murisi M. (O.) K. ve diğer tapu malikleri arasında müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanık beyanlarına göre ise taşınmazların tarafların murisi M.'nın zilyetliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak taşınmazın ne şekilde M. K.'un zilyetliğinde olduğu hususunda yeterli araştırma yapılmadığı gibi davalının dayanağını oluşturan tapu kaydının ihdas tarihinden çok sonra M. K. eşi S. tarafından kayden M. K. lehine yapılan bağış işlemi ile M. K.'un tapu maliki olduğu da gözetilmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile keşif yapılmalı, öncelikle tüm tapu kayıt malikleri arasında taşınmazların taksim edilip edilmediği ve dava konusu taşınmazların taksimen ve müstakilen tarafların murisi M. (O.) K.'a isabet edip etmediği araştırılmalı, taşınmazların taksimen tarafların murisi M. K.'a kaldığının ispatlanması halinde taşınmazların miras payları oranında M. K. mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşünülmeli, taksim kanıtlanamadığı takdirde ise; tarafların murisi O. (M.) K.'un payının icraen satıldığı tarihten sonra eşi S.'nın payının kayden kendisine hibe edildiği göz önüne alınarak tapu kaydının müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve kadastro tespitinin davalı C. K. adına yapıldığı, davacıların babaları M.'dan gelen hakka dayandıkları gözetilmek sureti ile M. K.'un tapu kaydındaki payı tüm mirasçıları adına miras payları oranında tescil edilmeli, davada taraf olmayan diğer müşterek maliklerin payları ise davalı C. K. üzerinde bırakılmalıdır.
Sonuç: Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davalı C. K. vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy