(2004 S. K. m. 338, 352, 354)
Dava: Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık B.S.'nun İİK'nun 338/1. maddesi gereğince üç ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve İİK'nun 89/4. maddesi gereğince 10.000,00 TL tazminatın 10.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sanıktan alınarak müşteki tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, gereği görüşüldü:
Karar: 1- İİK.'nun 338. maddesine yönelik olarak kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
Adı geçen sanığın borçlu şirketin ortağı olmakla birlikte dosya içerisindeki 15.05.2009 havale tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere; borçlu şirketten borç para aldığının anlaşılması karşısında borçlu şirkete karşı aldığı borçtan dolayı üçüncü şahıs konumunda olduğunun kabulünün gerekmesi nedeniyle tebliğnamedeki bu yönlü bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
30.07.2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı İİK.'nun da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 99. maddesi ile İİK.'nun 352. maddesine eklenen fıkra uyarınca dava ve cezanın İİK.'nun 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz olup temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA,
2- Tazminat istemine yönelik olarak kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesi sonunda;
Adı geçen sanığın borçlu şirketin ortağı olmakla birlikte dosya içerisindeki 15.05.2009 havale tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere borçlu şirketten borç para aldığının anlaşılması karşısında borçlu şirkete karşı aldığı borçtan dolayı üçüncü şahıs konumunda olduğunun kabulünün gerekmesi nedeniyle birinci haciz ihbarnamesinin gönderilmesinde yasaya aykırılık bulunmayıp buna karşı itirazının da gerçeğe aykırı olduğunun dosya kapsamına göre anlaşılması karşısında aldığı borç miktarı kadar olan 10.000 TL tazminatın kabulüne ilişkin kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnameye iştirak edilmemiştir.
Ancak;
Sonuç: Takdir edilen tazminat miktarına gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu 11.06.2007 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, borç aldığı 10.07.2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faize hükmedilmesi isabetsiz olup temyiz itirazları bu itibariyle yerinde görüldüğünden hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 22.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy