(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 124 ada 96 parsel sayılı 5.077,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalı F. T. adına tespit edilmiştir. Davacı K. T., satın alma, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı F. T. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı K. T. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalının babası K.'in, 17.9.1971 tarih 89 numaralı tapu kaydı ile M. H. mirasçılarından F.'nın payını satın aldığı, çekişmeli taşınmazın, davalı tarafın dayanağı olan bu tapu kaydının kapsamında kaldığı, davacı tarafın dayandığı gayrimenkul satış vaadine ilişkin senedin ise resmi şekilde yapılmamış olması sebebiyle geçerli olmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, değerlendirme de dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacının babası Sabri 27.7.1971 tasdik tarihli adi senetle M. H. mirasçılarından P. Y.'dan pay satın almıştır. Satın aldığı tarihten bu yana da taşınmazda zilyettir. Davalı taraf ise, davacının bayiinin de hissedar olduğu 21.7.1937 tarih 67 numaralı tapu kaydından 17.9.1971 tarih 89 numaralı tapu kaydı ile 1/10 pay satın almıştır. Bu tapu kaydı kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görmemiştir. Mahkemece 21.7.1937 tarih 67 numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, fen bilirkişisi raporunda bu kaydın çekişmeli parsel ile birlikte dava dışı 124 ada 95 parseli de kapsadığını belirttiği halde değerlendirme yapılırken bu husus nazara alınmamış, tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilerek bilirkişi sözleri denetlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, komşu parsellerin tutanakları ve dayanaklarını oluşturan belgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı oluşumundan itibaren tüm tedavülleriyle okunup, kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Kayıtlarda yazılı olup, yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, 124 ada 95 sayılı parsel de dikkate alınarak kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Tapu kaydının taşınmaza uyması halinde, kayıt miktarı içinde kalan taşınmaz bölümü yönünden 3402 Sayılı Kanunun 13/B-c maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, tapu kaydının doğu sınırının bataklık okuması sebebiyle miktarı ile geçerli olduğu gözönüne alınarak miktar fazlası yönünden 3402 Sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların, kayıtların uygulanması ve taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik hususundaki beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirten, keşfi takibe imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli kroki ve rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy