(2709 S. K. m. 40) (2004 S. K. m. 340) (5271 S. K. m. 34, 231, 232, 309)
Dava ve Karar: Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık A. A.'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi gereğince bir ay tazyik hapsiyle cezalandırılmasına dair İstanbul 11. İcra Mahkemesinin 09.03.2010 tarihli ve 2009/390 Esas, 2010/143 sayılı kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 25.10.2010 tarihli ve 2009/390 esas, 2010/143 sayılı ek kararına karşı itirazın reddine ilişkin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2010 tarihli ve 2010/1787 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 23.02.2011 gün ve 2010/10801 s. kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve K.Y.B.2011/118311 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle, dosya incelendi.
Tebliğnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2 nci maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, müşteki vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen İstanbul 11. İcra Ceza Mahkemesinin 09.03.2010 tarihli kararında kanun yoluna başvuru şekli, başvuru süresinin ne zaman başlayacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, sürenin başlangıcı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararın kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 25.10.2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 uncu maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile; Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 34/2, 231/2 ve 232/6 ncı maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuruyla taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır. şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun çıkarılan meşruhatlı davetiyede de açıkça gösterilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 25.10.2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2010 tarihli ve 2010/1787 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 uncu maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy