(4721 S. K. m. 506) (4722 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu: Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, miras bırakan ve kardeşi olan A. S. C.'ın 10.5.2007 tarihinde ölümü ile yasal tek mirasçısı olarak kendisinin kaldığını: murisin, sağlığında yaptığı vasiyetname ile davalı cemiyeti mirasçı naspetmesi nedeniyle, saklı payının zedelendiğini belirterek, saklı payını aşan vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, murisin ölüm tarihinde yapılan kanun değişikliği ile kardeşler saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmış olduğundan davacının, dava açma hakkı olmaması sebebiyle davada sıfatının bulunmadığını, kaldı ki davanın da yasal süresi içinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda muristen dolayı davacının saklı payının 1/8 olduğu belirtilerek, davacı tarafa tenkise göre azaltılmış 1/8 pay, davalı tarafa da 7/8 pay verilmesine karar verilmiş: hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 S. Yürürlük Kanunu md.17). Bu halde olaya 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun uygulanacağı tartışmasızdır. Miras bırakanın ölüm tarihi 10.5.2007 olup, yasal tek mirasçısı da kardeşi olan davacıdır. Saklı paylı mirasçılığı düzenleyen 506. maddenin 3. Fıkrası 5650 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış. 10.5.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmak suretiyle de söz konusu kanun değişikliği yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme ile miras bırakanın kardeşleri saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmış olup, tenkis davası açma hakları bulunmadığına göre mahkemenin: miras bırakanın yasadaki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte ölmüş olmasının, davacı lehine yorumlanması gerektiği şeklindeki düşüncesi hukuki dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle reddi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz eden tarafa iadesine, 23.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy