(3402 S. K. m. 9, 14)
Dava ve Karar: Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
2859 sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında davacıya ait eski 757 parsel sayılı 450 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 107 ada 6 parsel olarak ve 409,86 metrekare yüzölçümü ile, dahili davalıya ait eski 933 parsel sayılı 934,00 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ise 107 ada 7 parsel olarak ve 1170,04 metrekare yüzölçümü ile tespit ve tescil edilmiştir. Davacı A. E. Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle taşınmazının yüzölçümünün eksik tespit edildiği iddiası ve eksikliğin tamamlanması istemi ile dava açmıştır. Yargılama aşamasında 107 ada 7 parsel sayılı taşınmaz maliki V. B. davaya dahil edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 107 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 42 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı A. E. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve dahili davalı V. B. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, taşınmazının yüzölçümündeki miktar eksikliğinin tamamlanması istemiyle dava açmıştır. Bu durumda davanın komşu taşınmazlara yöneltilmiş olduğu kuşkusuzdur. Buna göre davanın, komşu taşınmazların tapu maliklerine yöneltilerek açılması gerekir. Ne var ki, dava Kadastro Müdürlüğüne karşı açılmış, idareyi temsilen duruşmalara Hazine vekili katılmıştır. Kadastro Müdürlüğü, yenileme çalışmalarını yürüten idari birim niteliğinde olup, davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Bir an için, Hazineye izafeten temsilcide yanılma sonucu davalı gösterildiği kabul edilse dahi, komşu parseller arasında Hazine adına tespit edilen parsel de bulunmadığından doğru hasma karşı süresi içinde açılmış bir dava bulunmamaktadır. Bu durumda, askı süresinden sonra dilekçe ile komşu 107 ada 7 sayılı parsel maliki V.B'nin davaya dahil edilmesi ile de taraf koşulunun sağlandığından söz edilemez.
Sonuç: Hal böyle olunca doğru hasma karşı açılmayan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 19.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy