(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında Taşlıburç Köyü çalışma alanında bulunan 105 ada 10 parsel sayılı 9249,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar A. D. ve M. D. adlarına tespit edilmiştir. Davacı A. D., miras hakkına dayanarak dava konusu taşınmazın 1/3 payının adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dava, miras yolu ile gelen hakka dayanılarak açılmıştır. Davalı taraf ise, savunmasında taşınmazın miras bırakanın terekesinden gelmediğini, davacının miras bırakanı M. ile birlikte 3. kişiden satın alındığını ve aralarındaki anlaşmaya göre kardeşleri M.'in, birlikte alınan diğer taşınmazları sahiplendiğini; dava konusu taşınmazın ise kendilerine kaldığını ileri sürmüştür. Buna göre uyuşmazlık, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, miras bırakandan geliyor ise terekenin usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı ve tespit gününe kadar taşınmaz üzerinde kimin, hangi tarihten beri zilyet olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, taşınmazın miras bırakanla ilgili olmadığı ve davalı tarafın zilyet olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de bu konudaki arştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacının iddiasını ispat bakımından gösterdiği tanıklardan Türkçe konuşmayı bilmediği belirlenen O. O.'ın tercüman aracılığıyla beyanına başvurulmadığı gibi tanıklar Z. E. ve M. Y.'in dinlenilmelerine ilişkin talebin soyut gerekçe ile reddedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davacı tarafça bildirilen tüm tanıklar ve daha önce dinlenilen diğer tanıklar ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki olduğunda yöntemince giderilmeye çalışılmalı, taşınmazın miras bırakandan kaldığının anlaşılması halinde mirasçılar arasında usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise hangi mirasçıya miras payına karşılık olmak üzere ne verildiği araştırılmalıdır. Taşınmazın, miras bırakandan kalmayıp, 3. kişiden satın alındığının anlaşılması halinde tespit gününe kadar kim ya da kimler yararına kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının gerçekleştiği sorulup saptanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme sonucu karar verilmesi isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.10.2012 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy