(4721 S. K. m. 561, 563, 564, 565, 570)
Dava: Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Davacı H. K. 11.1.2006 günü ölen murisi Y. K.'ın, 3. eşi davalı A. K.'a 135 ada 11 parselde bulunan 3 numaralı bağımsız bölümü 24.11.2004 tarihinde 12000 TL'ye muvazaalı olarak sattığını, gerçek amacının bağış olduğunu, bu tasarrufu nedeniyle saklı payının ihlal edildiğini belirterek 6000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davacılar H. Y. ve H. K. aynı gerekçelerle dava açmış, 6000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece her iki davanın birleştirilmesi sonucu yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 4826.33'er TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece murisin çekişmeli taşınmazı saklı pay kurallarını ihlal kastı ile davalı tarafa muvazaalı olarak devrettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tenkis (indirim) davası murisin saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili, yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, murisin ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar, terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip edilmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse, kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya T.M.K'nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3.bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek; davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek; dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak; sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi ve tasarrufların bulunduğu sonucu çıkarsa, davacının onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (T.M.K.565) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde T.M.K 564. maddede düzenlenen tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan, davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanılması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz.
Sonuç: Dava konusu somut olayda murise ilk eşi F. K.'dan intikal eden miras payı bulunmasına rağmen tereke hesabında bu pay dikkate alınmamış, yine davalı saklı pay sahibi mirasçılardan olmasına rağmen 4721 sayılı Yasa'nın 561. maddesinde yer alan mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesi gözetilmemiş, bu nedenlerle sabit tenkis oranı yanlış hesaplanmış olup; bu şekilde belirlenen sabit tenkis oranına göre hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, ölüm ile hak ehliyeti sona ereceğine ve davacı H. K.'ın yargılama aşamasında öldüğü anlaşılmasına göre H. K. mirasçıları açısından taraf teşkilinin sağlanmış olması, kabule göre de harcı yatırılmayan bir kısım müddeabih hakkında eksik harç ikmal edilmeden hüküm tesis edilmesi de isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 13.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy