(3402 S. K. m. 12, 20/A)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sonucu Saray Köyü çalışma alanında bulunan 187 ada 2 parsel sayılı 3806.92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 187 ada 1 sayılı parsele uygulanan kaydın gayri sabit hudutlu olması ve kayıt tesis tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin gerçekleşmemesi nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Süleyman Gün taşınmazın adına hisseli tespit ve tescil edilen 187 ada 1 sayılı parsele dahil iken haksız olarak kesildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece, dava konusu 187 ada 2 sayılı parselin kesinleşme tarihiyle dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, taşınmazın eğiminin çok fazla olması nedeniyle davacı adına iktisap şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; kabul dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira davaya konu edilen ve Hazine adına tapuda kayıtlı 187 ada 2 sayılı parselin kadastro tespiti 26.12.1996 tarihinde kesinleştiği, davacının 26.12.1996 tarihinde Mahkemeye dava açtığı, böylece davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre içinde açılan davanın esas yönünden yapılan incelemesinde ise; davacı adına tespit ve tescil edilen 187 ada 1 sayılı parsele uygulanan 22.09.1989 tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydı Hazine'nin de taraf olduğu tescil ilamıyla oluştuğu, tescile esas haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tapu kaydı gayrisabit hudutlu olup miktarı 187 ada 1 sayılı parselde maliklerine verildiği, miktar fazlası için ise tapu kaydının oluşum tarihiyle tespit tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmaması nedeniyle kayıt miktar fazlası zilyetlikle kazanılması mümkün değil ise de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi gereğince bu tür kayıtların kapsamının haritasına göre tayin edilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca taşınmaz başında keşif yapılarak davacı adına tescil ilamıyla oluşan tapu kaydının dayanağını oluşturan 22.06.1988 tarihli fen bilirkişi tarafından düzenlenen tescil haritası kadastro paftasıyla çakıştırılmak suretiyle yöntemince zemine uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kaydının haritasının kapsadığı alanı kadastro paftasında gösterir ayrıntılı krokili rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy