(4721 S. K. m. 701, 702) (6100 S. K. m. 243, 244, 259, 261, 290)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında K. Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 15.812,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, taşlık vasfıyla tespit harici bırakılmıştır. Davacı H. K., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece ziraat ve jeolog bilirkişilerin raporlarına göre. çekişmeli taşınmazın imar-ihyası yapılmamış altıncı sınıf arazi niteliğinde bulunduğu bu nedenle devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan arazilerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taşınmazın başında yapılan keşifte hazır bulunan jeodezi ve fotogrametri mühendisi raporunda çekişmeli taşınmazın 1980 ve 1991 yılında çekilen hava fotoğraflarında sınırlarının sabit olduğu ve tarımsal faaliyet yapılan arazi niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir. Aynı keşifte hazır bulunan ziraat ve jeoloji mühendisinin birlikte hazırlamış olduğu raporda ise taşınmazda imar ve ihyanın olmadığı, içerisinde değişik büyüklükte taşlar bulunduğu bildirilmiştir. Böylece jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin hazırlamış olduğu rapor ile ziraat ve jeoloji mühendisinin birlikte hazırlamış olduğu rapor arasında çelişki oluşmuş bu çelişki mahkemece giderilmemiştir. Yine davacı üç tanık ismi bildirip daha sonra diğerlerinden vazgeçmemesine rağmen bunlardan sadece birinin dinlenmesi ile yetinilmiştir. Taşınmazın başında yapılan keşifte dinlenen davacı tanığı, taşınmazın davacıya babasından kaldığını, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığını ise bilmediğini beyan etmiştir. Dosya kapsamına göre davacının babasının ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK'nun702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte açmaları gerekir. Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Öyle ise, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın muristen paylaşım, satış, bağış ve buna benzer yollarla davacıya geçip geçmediği sorulup saptanmalı, şayet, murisin terekesi mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıma tabi tutulmamış, taşınmaz paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya intikal etmemiş ise, davacının terekeye dahil taşınmaz için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmaması nedeniyle kendi adına tescil istemi ile açtığı davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeli; taşınmazın yukarıda belirtilen yollarla davacıya intikal etmiş olduğunun belirlenmesi halinde 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay denetimine açık, önceki raporları da irdeleyecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davalının taşınmazın imar-ihyasına ne zaman başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulmalı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı, daha önce götürülmeyen ziraat mühendisleri aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılık giderilmeli, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek doğrudan davanın esasına girilerek ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy