MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak, mala zarar vermek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:
I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın katılana ait ev eşyalarının bir kısmını bahçeye bir kısmını da yan taraftaki boş eve istiflemesi şeklindeki eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, sanığın hırsızlık kastıyla hareket etmemesi karşısında hakkında hırsızlık suçundan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
II-Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
1-5271 sayılı CMK'nın 231/6. fıkrasında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşullarının arandığı; konut dokunulmazlığını bozma suçunun müstakil bir zarar yaratmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan verilen hapis cezası sanığın suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması da değerlendirilerek ertelenmiş olduğundan, sanık hakkında yerinde ve yeterli olmayan “zararın giderilmediği” şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Mahkeme kararının dördüncü bendinde konut dokunulmazlığını ihlal suçu açısından ve altıncı bendinde mala zarar verme suçu açısından hüküm kurulmasına rağmen dokuzuncu bendinde verilen cezanın ertelenmesine ve sanığın 2 yıl 6 ay süreyle koşulsuz denetime tabi tutulmasına karar verilmek suretiyle infazda ertelemeye ilişkin hükmün mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan her iki hükmü kapsayıp kapsamadığı hususunda tereddüte mahal verecek şekilde her bir suç için ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.