MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve karar niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
TCK'nın 142 ve 143. maddelerinin birbirinden bağımsız oldukları, her iki maddeye göre belirlenen cezanın birbirinden farklı nitelikte olabileceği, TCK'nın 142. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken TCK'nın 61. maddesindeki koşullar dikkate alınacağı, TCK'nın 143. maddesinin uygulanmasında olayın koşullarına göre hakime takdir yetkisi tanındığı, takdir yetkisinin de temel cezaya bağlı bir yetkiyi içermediği dikkate alınarak, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alındığında, temel ceza alt sınırdan belirlenirken TCK'nın 143. maddesi uyarınca üst oranda artırım yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen (1) nolu düşünceye ve sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen karara karşı temyiz süresinin tefhimle başladığı gözetilmeden, sanığın tebliğden itibaren 7 gün içinde kararı temyiz edebileceği yönünde yanıltıcı ifadeye yer verilmiş ise de sanık müdafiince yasal süre içinde temyiz isteminde bulunulduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen (4) nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Anayasanın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delillerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ve CMK’nın 230. maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden bozma kararından önceki gerekçeli karara atıfta bulunarak gerekçesiz hüküm kurulması,
2-Yargıtay 6.Ceza Dairesinin bozma ilamında suçun "Barınak yerlerinde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında hırsızlık" olmadığı, hırsızlığın binanın eklentisindeki ahırdan gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK'nın 142/1-b maddesi kapsamında kaldığı belirtilmesine ve mahkemece bozmaya uyularak bu madde uyarınca hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında suç olarak "Barınak yerlerinde bulunan büyük veya küçük baş hayvan hakkında hırsızlık" yazılarak kararda karışıklığa ve çelişkiye sebebiyet verilmesi,
3-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a, d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4-T.C. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasa'nın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanığa sorgu ve duruşma sırasında baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.