MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 142/1-b maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl hapis cezasının suçun gece işlenmesi nedeni ile TCK'nın 143/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırılıp 2 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildiği, bu ceza üzerinden TCK'nın 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılarak 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı uygulama nedeni ile 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiş ise de sonuç cezanın doğru olarak belirlenmesi nedeni ile bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk müdadiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle,eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında İşyeri dokunulmazlıgının ihlali ve mala zarar verme suçları açısından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde ise ;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, uyulan bozmaya ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/02/2009 tarih, 2008/11-250 Esas ve 2009/13 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, olayda müştekinin suça sürüklenen çocuğa atılı suçtan doğan herhangi bir zararının bulunmadığı, işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı ve adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı CYY'nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen ''kişilik özellikleri ile duruşmadaki
tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması'' koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonuca göre hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde taktirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, ''suçun işlenmesi ile oluşan müşteki zararının giderilmediği'' biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-5237 Sayılı TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan ve önceden hapis cezası ile mahkum edilmeyen suça sürüklenen çocuğa işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından verilen kısa süreli hapis cezalarının, aynı Yasanın 50/1 fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 04.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.