MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yüze karşı verilen hükmün temyiz süresinin son günü olan 18.02.2014 tarihinde suça sürüklenen çocuk müdafiinin rahatsızlandığı, ibraz edilen Epikriz Formu içeriğine göre 18.02.2014-25.02.2014 tarihleri arasında ....Hastanesinde yatarak tedavi gördüğü ve 25.02.2014 tarihinde taburcu edilmesinden sonra 7 günlük yasal süre içinde 27.02.2014 tarihinde temyiz dilekçesini sunarak kararı temyiz etmesi karşısında, kanuni temyiz süresinden sonra eski hale getirme yoluyla yapılan temyiz başvurusu yerinde görülerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı mahkemesince ihbarda bulunulması ile mala zarar verme suçu yönünden zamanaşımı süresi içinde ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.03.2016 tarih, 2015-2-832 Esas ve 2016/102 Karar sayılı ilamı ile "mağdur ve katılanın zararı soruşturma aşamasında giderildiğinden ceza adaletinin sağlanması, hak ve nesafet kuralları ve TCK'nın 168. maddesinde belirtilen indirim oranları gözetilerek mahkemece sanıkların cezasının ½ oranından daha fazla olmak koşuluyla indirilmesi gerekirken, ½ oranında indirim yapılması isabetsizdir" olarak kabul edilmesi; ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin 1. fıkrasında etkin pişmanlık nedeniyle 2/3 oranına kadar indirim yapılacağının ifade edilmesi, aynı maddenin 2. fıkrasında ise indirim oranın ½ olarak öngörüldüğünün anlaşılması karşısında, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık gösterdiği kabul edilen suça sürüklenen çocuk hakkında ½ den daha fazla oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK'nın 2/1. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenliklerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Aynı Kanun'un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12–15 yaş grubunda olup da işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin (çocukların) cezai sorumluluğu yoktur. Ancak, bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.
../...
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca, “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” Aynı Kanun'un 5. maddesinin başlığı ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler”dir.
Yukarıda özetlenen âmir hükümler gözetilmeyerek, cezaî sorumluluğu bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5/1-a maddesi uyarınca danışmanlık tedbirine hükmolunması,
3-5275 sayılı Yasa'nın 106/4. maddesi gereğince, suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuğun, hükmedilen adli para cezasını ödememesi halinde bu cezasının hapse çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4-Çocuk Koruma Kanunu'nun 34/3. maddesi uyarınca sosyal çalışma görevlisi görevlendirmelerinde incelemeyi yapanlara mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından bilirkişilik esasları çerçevesinde tayin edilecek ücretin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın suçüstü ödeneğinden ödenmesi gerekirken yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 20.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.