MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın hırsızlık suçunu işlediği yeri müştekinin depo olarak kullandığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; salt eşyaların muhafazası için kullanılan, herhangi bir ticari faaliyetin yürütülmediği ve/veya bir işyerinin eklentisi niteliğindeki olmayan yere girilmesinin işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturmayacağı göz önüne alındığında tebliğnamede sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan işlem yapılması gerektiğine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir. Ancak, Anayasanın 141. 5237 sayılı TCK'nın 3, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Bu açıdan yapılan değerlendirmede; sanık hakkında hırsızlık suçunun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, kastın yoğunluğu, sanığın baştan itibaren atılı suçu işlediğini ifade ederek olayın açıklığa kavuşmasını sağlaması, suça konu vanaları sattığı yeri göstererek, vanaların müştekiye teslimini sağlaması, duruşmada alınan ifadesi sırasında olumsuz bir tavır ve davranışının bulunmaması da nazara alındığında temel ceza tayin edilirken alt sınırdan orantısız şekilde uzaklaşmayı gerektirir bir durum bulunmadığı gözetilmeden ''daha önceden sanığın sabıkalı olduğu'' şeklinde yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılarak TCK'nın 61. maddesine muhalefetle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2- Dairemizce de benimsenen ve Y.C.G.K.'nın 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 Esas ve 2013/106 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötüniyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesinin gerekli olduğu, sanığın suça konu vanaları sattığı işyerini göstermesi üzerine, işyerinin sahibi olan ve hakkında suç eşyasının satın alınması suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen ...'nın müştekiye ait 22 adet vanayı polise teslim etmesiyle iadenin sağlandığı olayda, Necmettin Sertkaya'nın zararının sanık tarafından giderilip giderilmediği araştırılmaksızın ve ayrıca müştekinin soruşturma aşamasında alınan beyanında 50 adet vanasının çalındığını belirttiği, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde de 22 adet vanadan daha fazlasının çalındığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, müştekiye kısmi iadeye muvafakat gösterip göstermediği sorulmadan; müştekinin kısmi zararının soruşturma aşamasında giderilmesine karşın zararın kovuşturma aşamasında giderildiğinden bahisle 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesiyle uygulama yapılması,
3-Olay günü yaz saati uygulaması ile birlikte saat 04.51'den öncesinin gece vakti olduğu, 27/07/2013 tarihli kolluk tutanağında, hırsızlık eyleminin 27.07.2013 günü saat 01.22.14'te gece vakti gerçekleştiğinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesi gereğince artırım yapılmayarak eksik cezaya hükmedilmesi,
4- Gerekçeli kararda suç tarihinin 27.07.2013 yerine 26.07.2013 olarak gösterilmesi,
5- Sanık hakkındaki Tirebolu Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/128 Esas ve 2011/372 Karar sayılı dosyasındaki 5 aylık hapis cezasına ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Tirebolu Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/123 Esas ve 2011/382 Karar sayılı 2 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin hükmünün tekerrüre esas alınması,
6-T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
7- 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Devlete ait yargılama giderlerinin 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesi'ne yüklenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle toplam 16,00 TL yargılama giderinin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 31/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy