MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Suça sürüklenen çocuğun, mağdura ait kapıları kilitli aracın sol ön kapısını zorlayarak açtıktan sonra düz kontak yaparak çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin, TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu halde, aynı Yasa'nın 141/1. maddesinin uygulanması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Her ne kadar hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçu da uzlaşma kapsamına alınmış ise de atıfet kuralı uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 sayılı kararı ışığında, suça sürüklenen çocuğun yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı değerlendirildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5395 sayılı Yasa'nın 5. maddesinde yazılı tedbir kararlarının ceza sorumluluğu bulunmayan suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
2-5275 sayılı Yasa'nın 106/4. maddesinin “çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilmez” hükmü gözetilmeden “hüküm kesinleştikten sonra yapılacak tebligata rağmen seçenek yaptırım yerine getirilmemesi durumunda 5237 sayılı TCK'nın 50/6 ya da 7 hükmünün uygulanabileceğinin ihtarına” kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320
sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘Sosyal inceleme raporuna göre suça sürüklenen çocuğun 5395 sayılı Kanun'un 5/a ve d hükmü kapsamında olduğundan suça sürüklenen çocuğun ayrı ayrı danışmanlık ve sağlık tedbirine tabi tutulmasına” ve “seçenek yaptırım yerine getirilmemesi durumunda 5237 sayılı TCK'nın 50/6 ya da 7 hükmünün uygulanabileceğine” ilişkin cümlelerinin çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.01.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy