MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM: Mahkumiyet, beraat
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükme yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 20.02.2008 tarihli hüküm ile konut dokunulazlığının ihlali suçundan beraat, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, hükmün sadece sanıklar tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18.10.2011 tarihinde hükümlerin bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine mahkemece sanığın hırsızlık suçundan mahkumiyetine, konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden beraatine karar verildiği, sanık hakkında 20.02.2008 tarihinde konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan beraat kararına temyiz başvurusunun olmadığı, bu beraat kararının kesinleştiği, bu nedenlerle konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan 16.05.2012 tarihli bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün olmadığından, sanık hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, o yer Cumhuriyet Savcısı'nın konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II-Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık; sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı sanık ... hakkında, TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması ve sanık ...'ın diğer sanıklarla birlikte hırsızlık eylemini planlayarak, bizzat olay yerinde de bulunup, gözcü kaldığının ve atılı hırsızlık suçunu, diğer sanıklarla birlikte iştirak etme iradesi ile işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık ...'ın asli fail olduğu gözetilmeden, yardım eden olarak kabulü ile cezasından TCK'nın 39. maddesi uyarınca ceza indirimine gidilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a, d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...’ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; "TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin olan tüm kısımların" hükümlerden çıkartılması ile yerlerine "TCK'nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına" ibareleri eklenmek ve hüküm fıkrasından “ yargılama giderlerine” ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine "yargılama giderlerinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın diğer sanıklarla birlikte hırsızlık eylemlerini planlayarak, bizzat olay yerinde de bulunup, gözcü kaldıklarının ve atılı hırsızlık suçlarını, diğer sanıklarla birlikte iştirak etme iradesi ile işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık ...'nun hırsızlık suçunda asli fail olduğu gözetilmeden yardım eden olarak kabulü ile cezasından TCK'nın 39. maddesi uyarınca ceza indirimine gidilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a, d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca 20.02.2008 tarihinde verilen ilk hükümdeki ceza miktarı itibariyla kazanılmış hakkın korunmasına, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy