MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet, beraat
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca iade kararı sadece karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükümle ilgili olup, iade kararından sonra mühür bozma suçu yönünden kurulan 27/03/2014 tarihli 2012/505 Esas ve 2014/362 Karar sayılı ikinci karar yok hükmünde olup mühür bozma suçundan kurulan ilk hüküm ve bu hükme karşı yapılan temyiz başvurusu geçerli olduğundan sanık ...'in mühür bozma suçundan kurulan 03/11/2010 tarih, 2010/115 Esas ve 2010/550 Karar sayılı hükme yönelik temyiz talebi ile karşılıksız yararlanma suçundan kurulan 27/03/2014 tarihli 2012/505 Esas ve 2014/362 Karar sayılı hükme yönelik temyiz taleplerinin yapılan incelemesinde;
I-Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yasal ihtarat olmamasına rağmen sanık tarafından katılan kurumun zararı 22.01.2010 tarihinde ödendiğinden, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin ve sanık ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından mahkumiyete ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine ''6352 sayılı Yasa'nın geçici 2/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-(a) maddeleri uyarınca sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu anlaşılarak yapılan temyiz incelemesinde;
TCK'nın 203. maddesi, esasta bir şeyin saklanmasını veya varlığının olduğu gibi muhafazasını sağlamak üzere, kanunun veya yetkili makamların emrine uyularak konulmuş mührün kaldırılmasını cezalandırmaktadır. Bu nedenle, yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı, mühür bozma suçunun ön koşuludur. Elektrik sayaçlarında bulunan ve bakanlık mührü olarak adlandırılan mühürlerin sayaçlar imal edilirken yapılması ve bu mührün üretilen sayacın standartlara uygun olarak üretildiğini gösterir mühür olup anılan yasa maddesi anlamında mühür olarak kabul edilemeyeceği gibi bu mühürlerin sayaçlara takılması işlemiyle elektrik dağıtım şirketlerinin bir ilgisinin bulunmaması, suça konu sayaç hakkında 25.08.2009 tarihinde düzenlenen sayaç raporunda sayaç üzerinde yer alan iki adet T.C. Mührünün (bakanlık mühürleri) yerinde olmadığının belirtilmesi karşısında, yüklenen mühür bozma suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.