Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından suça sürüklenen çocuk ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 116/2, 31/3 (iki kez), 62 (iki kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 2.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine dair Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2015 tarih, 2013/181 Esas ve 2015/60 Karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 05/01/2017 gün ve 94660652-105-28-15560-2015-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2017 gün ve 2017/3893 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Her ne kadar, suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu suçları daha önce hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlemiş olması nedeni ile yasal şartları oluşmadığı gerekçesine dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, yargılama konusu olayda suç tarihinin 08/05/2013 olması karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında lehe olan kanunun uygulanması gerektiği ve buna göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 231/8. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenlemenin uygulanamayacağı cihetle, suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi ve suç nedeni ile oluşmuş bir zarar da bulunmaması karşısında yalnızca "yargılama konusu suçları daha önce hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlemiş olması nedeni ile yasal şartları oluşmadığı" gerekçesine dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde,
2-Suça konu müştekiye ait çantanın müştekinin çalışmakta olduğu orman işletme şefliğinde bulunan bir masanın üzerinden mesai saatleri içinde alınması suretiyle atılı suçların işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, müştekinin çantasının yerinde olmadığını fark etmesi üzerine poliste verdiği ifadesinde "orman işletme şefliğine giren üç çocuktan şüphelendim" şeklindeki beyanı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuklar orman işletme şefliğine girdiklerinde kendilerine müdahale edilmediği anlaşılmakla, somut olayda suçun gerçekleştiği yerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2. maddesi uyarınca açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olduğu cihetle, unsurları oluşmayan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan beraatı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
3-Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2015 tarih, 2013/181 Esas ve 2015/60 Karar sayılı ek kararında, suça sürüklenen çocuk hakkında bir başka dosya sebebiyle Adli Tıp Kurumu'ndan aldırılan raporda adı geçenin 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinden istifade edeceğinin bildirildiğinin karar altına alındığı belirlendiğinden, bu halin suça sürüklenen çocukta
tespiti halinde zikredilen madde gereğince ceza indirimine hak kazanacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğuna veya akıl sağlığının tam olduğuna yönelik iki farklı raporun mevcudiyeti karşısında, suça sürüklenen çocukta akıl zayıflığı bulunup bulunmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuk aleyhine sonuç doğuracak şekilde yazılı surette karar verilmesinde,
4-Kabule göre de, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği kabul edildiği halde işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayininde,
İsabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Suça konu, müştekiye ait çantanın, müştekinin çalışmakta olduğu orman işletme şefliğinde bulunan bir masanın üzerinden mesai saatleri içinde alınması suretiyle atılı suçların işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, müştekinin çantasının yerinde olmadığını fark etmesi üzerine poliste verdiği ifadesinde "orman işletme şefliğine giren üç çocuktan şüphelendim" şeklindeki beyanı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuklar orman işletme şefliğine girdiklerinde kendilerine müdahale edilmediği anlaşılmakla, somut olayda suçun gerçekleştiği yerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2. maddesi uyarınca açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olduğu cihetle, unsurları oluşmayan işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan suça sürüklenen çocuğun beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 14/12/2015 tarih, 2013/181 Esas ve 2015/60 Karar sayılı ek kararında, suça sürüklenen çocuk hakkında bir başka dosya sebebiyle Adli Tıp Kurumu'ndan aldırılan raporda adı geçenin 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinden istifade edeceğinin bildirildiğinin karar altına alındığı belirlendiğinden, bu halin suça sürüklenen çocukta tespiti halinde zikredilen madde gereğince ceza indirimine hak kazanacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğuna veya akıl sağlığının tam olduğuna yönelik iki farklı raporun mevcudiyeti karşısında, suça sürüklenen çocukta akıl zayıflığı bulunup bulunmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuk aleyhine sonuç doğuracak şekilde yazılı surette karar verilmesi,
3-Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği kabul edildiği halde işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,
4-Her ne kadar, suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu suçları daha önce hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlemiş olması nedeni ile yasal şartları oluşmadığı gerekçesine dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, yargılama konusu olayda suç tarihinin 08/05/2013 olması karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında lehe olan kanunun uygulanması gerektiği ve buna göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 231/8. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenlemenin uygulanamayacağı cihetle, suça sürüklenen çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi ve suç nedeni ile oluşmuş bir zarar da bulunmaması karşısında yalnızca "yargılama konusu suçları daha önce hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlemiş olması nedeni ile yasal şartları oluşmadığı" gerekçesine dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve bu nedenle de Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.01.2017 tarih ve 94660652-105-28-15560-2015-Kyb sayılı yazılarına atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 25.01.2017 tarih ve 2017/3893 sayılı ihbarname içeriği yerinde görülmüş olmakla;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.11.2007 tarih, 2007/8-171 Esas ve 2007/235 Karar, 16.02.2010 tarih, 2009/4-253 Esas ve 2010/28 Karar ve 29.09.2009 tarih, 2009/4-130 Esas ve 2009/213 Karar sayılı ilamları da nazara alınarak,
Suşehri Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2015 tarih, 2013/181 Esas ve 2005/60 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309/4-b. bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 05.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy