MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
12.10.2010 gün, 2010/362 Esas ve 2010/379 Karar sayılı mahkeme ilamının temyizi üzerine Dairemizce verilen 28.09.2015 tarih, 2015/3090 Esas ve 2015/6267 Karar sayılı bozma ilamı ile; mala zarar verme suçu açısından, sanığın hırsızlık kastı ile hareket edip müştekiye ait aracı almak şeklindeki eyleminin bir bütün halinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, mülkiyet ya da zilyetliğin sanığın yedine geçtikten sonra otomobile zarar verilmesinin ikincil bir suç oluşturmayacağı, müştekinin fiili kullanımından çıkan ve artık sanığın hakimiyetinde bulunan araca zarar verme eyleminin mala zarar verme suçunun unsurları arasında bulunan ''başkasının taşınır malını tahrip eden…'' unsurunu içermediği ve bu eylemin müştekiye yönelik olarak gerçekleşmediği anlaşıldığından; unsurları itibariyle oluşmayan mala zarar verme suçundan sanığın beraatı yerine, yazılı biçimde mahkumiyetlerine hükmedilmesi nedeniyle bozulmasına, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık ...'a da teşmiline karar verildiği, 10.02.2016 tarihli duruşmada mahkeme tarafından TCK'nın 53. maddesinin uygulanması kısmı için kısmi olarak bozmaya uyulduğu, mahkemenin 10.02.2016 tarih 2015/1074 E. – 2016/135 K. sayılı kararı ile toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre, Sanıklara ızrar suçundan mahkememizce tayin edilen önceki hapis cezasında Yargıtay 17. Ceza Dairesinin bu ceza tayinini eleştirirken ileri sürdüğü mala zarar verme suçu için malın müşteki mağdurun uhdesinde bulunuyor olması gerektiği görüşü ile bu hususu bozmaya konu ettiği anlaşılmaktadır. Oysa ızrar suçu için malın illa müştekinin zilyetliği, kontrolü (gözetimi) altında bulunması, diğer bir deyişle uhdesinde bulunması gerekmemektedir. Olayımızda özel durumda olduğu üzere çalınan arabadaki parmak izleri ve sair delillerin yok edilmesi maksadına matuf aracın koltuklarını keserek ve aracı yakarak sonuçta müştekinin aracına zarar verilmesi neticesinin doğacağı gayet açıktır ve bu sonucu sanıkların ön görmemesi imkansızdır. Burada, hırsızlığı yaparken bu eylemi gerçekleştirebilmek için zarar verilmesi halinde kanunun sanıkları ızrar suçundan da cezalandırılması gibi, hırsızlığın delillerini yok ederken de bu hırsızlığa bağlı bir ızrar söz konusu olduğundan, aynen hırsızlık zararında olduğu gibi ızrar özel kastı aranmayacak zararın meydana gelmesinin öngörülmesi yeterli olacaktır. Izrar suçunda malın müştekinin beraberinde ve yedinde olması şartı gibi bir kanun maddesi veya unsuru da yoktur. Bu bakımdan esas itibariyle önceki karar yerinde olduğundan direnme kararı verimiş, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin bozma kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması, nedeniyle, mahkemenin 10/02/2016 günlü direnme kararı incelenmesine göre, dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 13.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy