Karşılıksız yararlanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden katılan lehine vekalet ücretinin hazineden tahsili ile katılana verilmesine dair Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2014 tarih, 2014/445 Esas ve 2014/379 Karar sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 26/12/2016 tarih ve 94660652-105-63-12389-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11/01/2017 tarih ve 2016/402031 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/12/2014 tarihli kararında katılan lehine vekalet ücretinin sanıktan tahsiline karar verilmesi gerekirken, hatalı uygulama yapılarak hazineden tahsiline karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
A) OLAY
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2014 tarih, 2014/445 Esas ve 2014/379 sayılı kararı ile hapis cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden katılan lehine vekalet ücretinin hazineden tahsili ile katılana verilmesine karar verildiği, itiraz edilmeksizin kararın kesinleştiği, O Yer Cumhuriyet Savcısının müracaatı üzerine kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
B)KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, sanık aleyhine mi, yoksa hazine aleyhine mi hükmedileceğinin tespitine ilişkindir.
C)HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 1. fıkrasında; “Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.” hükmüne yer verildiği, hüküm fıkrasının neleri içermesi gerektiğini düzenleyen 232. maddenin 2. fıkrasının (b) bendinde; “Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya
hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,” aynı maddenin 6. fıkrasında “Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, aynı Kanun'un “yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesinde ise; “1)Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir. (2)Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” ve "Sanığın yükümlülüğü" başlıklı 325. maddesinde "1)Ceza ve güvenlik tedbirine mahkum edilmesi halinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. 2)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir.
CMK'nın 324 ve 325. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, katılanın kendisini kamu davasında vekille temsil ettirmesi halinde, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, katılan lehine hükmolunacak vekalet ücretinin hazineye yükletilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce benimsenen ve ayrıntılarına Ceza Genel Kurulu'nun 06.10.2009 gün, 169-223, 29.06.2010 gün, 70-159, 11.03.2014 tarih ve 102-128 sayılı kararlarında yer verildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanunyoluna tâbi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz kanunyoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir kanunyolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinde şüphe bulunmamaktadır. Ancak, kanun yararına bozma kanunyolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanunu'nun 231. maddesinin 5-14. fıkralarındaki şartlar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap kanununda belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı ve denetim süresi ile denetim süresi içerisinde uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, belirlenen hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen ahvalde ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir.
Özetlemek gerekirse; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
D)SONUÇ VE KARAR
Katılan lehine hükmedilen vekalet ücretinin sanıktan alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hazineden tahsiline karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, .
16.12.2014 gün, 2014/445 Esas ve 2014/379 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; hüküm fıkrasındaki “Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince takdir olunan 1.500,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden tahsili ile katılana verilmesine” ilişkin bölümden “hazineden” ibaresinin çıkartılarak yerine “sanıktan” ibaresinin EKLENMESİNE, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 03/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy