TALEPLE İLGİLİ OLAN HÜKÜM : Mahkumiyet
SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme
Akşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30/06/2011 gün, 2011/245 Esas ve 2011/453 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan eylemine uyan TCK'nın 142/1-b, 143/1, 35/2, 31/3, 62, 51 maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verildiği ve ertelendiği, mala zarar verme suçundan ise TCK'nın 151/1, 31/3, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince 1743 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; kararın suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine;
Yüksek Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 28/01/2016 gün, 2015/10496 Esas ve 2016/1080 Karar sayılı ilamı ile mala zarar verme yönünden red, hırsızlık suçu yönünden ise hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2017 tarihli yazısı ile
KONUNUN TAKDİMİ: Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/03/2010 tarih, 2009/963 Esas ve 2010/145 Karar sayılı kararı ile; hükümlü ... ve diğer sanıkların birlikte aldıkları karar doğrultusunda 05/02/2009 tarihinde gece sayılacak bir zaman dilimi olan saat 19.00 sıralarında içerisinde kimsenin oturmadığı metruk binaya girdikleri, açık olmayan kapılara tekme vurarak kırıp açtıkları ve bu şekilde üzerlerine atılı mala zarar verme suçlarını işledikleri, bina içerisinde bulunan kalorifer peteklerinin 29 tanesini sökerek bahçeye attıkları, buradan bir arkadaşlarından aldıkları 3 tekerlekli el arabasına 4 adet kalorifer peteğini yükledikleri, bu sırada çevreden kendilerini gören bir şahsın emniyete ihbarda bulunduğu, sanıkların olay yerinden ayrıldıkları, emniyet görevlilerinin de sanıkların arkasından olay yerine geldiği ve sanıkları olay yeri yakınında takibe başladığı ve sanıkları üç tekerlekli araç üzerindeki kalorifer peteklerini boş bir arsaya indirirken yakaladıkları, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı hırsızlık suçlarını işledikleri, ancak ihbar üzerine kesintisiz takip sonucu yakalandıkları ve bu şekilde hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle, sanıkların sübut bulan mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından dolayı; hırsızlık suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi, işleniş biçiminin ağırlığı ve suç sonucu oluşan zarar miktarı ile mala zarar verme suçunun hırsızlık suçuna araç olarak işlenmesi şeklindeki işleniş biçiminin ağırlığı dikkate alınarak TCK'nın 142/1-b, 143/1, 35/2, 31/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile; ayrıca mala zarar verme suçundan dolayı da TCK'nın 151/1, 31/3, 62, 52/2-4 gereğince 1.743,00 TL apc ile cezalandırılmasına, CMK’nın 231. maddesine göre; diğer sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, ancak sanık ... hakkında yaşı da dikkate alınarak, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin beşinci fıkrası gereğince; daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan çocuğun kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varıldığından ve mağdurların şikayetçi olmaması ayrıca, tazminat talebinde de bulunmamaları dikkate alındığında giderilmesi gereken somut ve derhal hesaplanabilir bir zarar bulunmadığından 1 yıl süre ile rehber görevlendirmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hüküm kurulmuştur.
Söz konusu karara yapılan itirazın reddi üzerine kesinleşmesini müteakip, infaz aşamasında sanığa 30/04/2010 tarihinde ve daha sonra 04/10/2010 tarihinde periyodik görüşmeleri bildirir tutanağın tebliğ edildiği, buna göre rehberlik hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında sanığa şubeye müracaat etmesi gerektiği ayların bildirildiği, sanığın denetimli serbestlik bürosunda yapması gereken görüşmelere uyarıya rağmen gelmediği, bunun üzerine dosyanın mahkemeye iade edildiği, dosya yeniden ele alındıktan sonra sanığın savunmasında denetimli serbestlik kapsamında üç kez görüşme yaptığını, son görüşmede öğrenci olması sebebiyle Ankara'ya gideceğini söylediğini, ancak resmi bir başvuruda bulunmadığını beyan ettiği, ancak, mazeretsiz olarak görüşmelere gelmeyerek rehberlik hizmetlerinin yürütülmesine dair usul ve esaslara aykırı davrandığı gerekçesi ile CMK'nın 231/11. maddesi gereğince sanığın denetimli serbestlik hükümlerine uymaması nedeniyle mahkemenin sanık hakkındaki 2009/963 Esas ve 2010/145 Karar sayılı ilamının sanık ile ilgili kısmının açıklanmasına karar verildiği ve Mahkemenin bu kez 30/06/2011 tarih, 2011/245 Esas ve 2011/453 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan dolayı eylemine uyan TCK'nın 142/1-b, 143/1, 35/2, 31/3, 62 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, TCK'nın 51/1. maddesi uyarınca; sanığa verilen cezanın süresi, sanığın getirtilen adli sicil kaydından anlaşılan sabıkasız geçmişi ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğundan hapis cezasının ertelenmesine, sanığın mala zarar verme suçundan dolayı eylemine uyan TCK'nun 151/1, 31/3, 62 ve 52/2 maddeleri gereğince adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
Mahkemenin 30/06/2011 tarih, 2011/245 Esas ve 2011/453 Karar sayılı kararı ile kurulan hükümlerin temyizi üzerine, Yüksek Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 28/01/2016 gün, 2015/10496 Esas ve 2016/1080 Karar sayılı kararı ile mala zarar verme suçundan dolayı hükmün kesin olduğu gerekçesiyle temyizin reddine; hırsızlık suçundan dolayı ise yargılama giderinin terkin edilmesi gereken miktarda olması nedeniyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek dava dosyasının yerel mahkemeye gönderildiği, kesinleşen karara karşı hükümlü müdafii tarafından CMK m. 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi hususunda gereği için dosyanın Başsavcılığımıza gönderildiği anlaşılmıştır.
İTİRAZ NEDENLERİ : İtiraza konu olan husus, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanma koşullarının oluşup oluşmadığı konusuna ilişkindir.
İtiraza konu olayla ilgili olarak dosya üzerinde yapılan incelemede;
Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2010 tarih, 2009/963 Esas ve 2010/145 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında CMK m. 231/8-c madde ve fıkrası gereğince takdiren "1 yıl süre ile rehber görevlendirilmesine" karar verildiği ve söz konusu karar .... Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğüne gönderildiği, Şube Müdürlüğüne müracaat eden hükümlü hakkında 06/05/2010 tarihli denetim planı ve uyması gereken yükümlülükler; ayrıca, rehberlik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için görevli rehber ile görüşme yapmak üzere Şube Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken tarihler kendisine ve velisine tebliğ edildiği, hükümlünün Eylül 2010 ve Mart 2011 tarihli görüşmelere gelmeyerek denetim planında belirtilen yükümlülüklere uygun davranmadığı gerekçesiyle, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği'nin (değişiklik öncesi yürürlükte olan) eski 81/2. maddesi gereğince uyarı yapıldığı, ancak uyarıya rağmen denetleme planına uymadığı gerekçesiyle Şube Müdürlüğü tarafından dosyanın kaydının kapatılarak gereği için dosyanın Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
İhbar üzerine yeniden yapılan yargılamada, 30/06/2011 tarihli duruşmada, hükümlünün müdafii huzurunda verdiği savunmasında, denetimli serbestlik kapsamında üç kez görüşme yaptığını, son görüşmede Ankara'da öğrenci olduğunu ve Ankara'ya gideceğini söylediğini, resmi başvuru yapmadığını, sınavlarının Şube Müdürlüğü ile görüşme dönemleri ile çakışması sebebiyle görüşmeye gidemediğini beyan ettiğinin; yine, itiraz dilekçesinde sınav dönemlerine denk gelen denetim planı görüşmelerini Ankara'ya aldırabilmek için telefon görüşmeleri yaptığı halde, görevlilerce doğru bir şekilde yönlendirilmediğinin ifade edildiğinin, keza bu hususta, .....Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü'nde denetim görevlisi sosyolog ile yapılan 23/11/2010 tarihli görüşmede, hükümlünün .... Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğrenci olduğunun, hükümlü ile eğitimi konusunda görüşüldüğünün ve eğitimi konusuna odaklanılacağının dosyada bulunan görüşme formuna yazıldığının anlaşılması karşısında; hükümlünün Şube Müdürlüğü ile görüşmelere katılmaması konusunda, geçerli, kabul edilebilir haklı bir mazeretinin bulunup bulunmadığının Mahkemece araştırılması ve sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun tayin ve tespiti yerine, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile hükümlerin açıklanmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, Yüksek Dairenizin 28/01/2016 gün, 2015/10496 Esas ve 2016/1080 Karar sayılı red ve düzeltilerek onama hükümlerine karşı hükümlü lehine itiraz yoluna gitme zorunluluğu doğmuştur.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazımızın kabulü ile Yüksek Dairenizin 28/01/2016 gün ve 2015/10496 Esas, 2016/1080 Karar sayılı kararı düzeltilerek, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda hükmün BOZULMASI, itirazımız yerinde görülmez ise itiraz hususunda bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi talep olunur, istemi üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü,
İTİRAZIN KAPSAMI:
Suça sürüklenen çocuğun, Şube Müdürlüğü ile görüşmelere katılmaması konusunda, geçerli, kabul edilebilir haklı bir mazeretinin bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılması ve sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun tayin ve tespiti yerine, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile hükümlerin açıklanmasına karar verilmiştir.
KARAR
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararının ortadan kaldırılması yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 07.06.2017 tarih, 2015/10496 Esas ve 2016/1080 Karar sayılı sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2010 tarih, 2009/963 Esas ve 2010/145 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında CMK m. 231/8-c madde ve fıkrası gereğince takdiren "1 yıl süre ile rehber görevlendirilmesine" karar verildiği ve söz konusu karar Akşehir Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğüne gönderildiği, Şube Müdürlüğüne müracaat eden suça sürüklenen çocuk hakkında 06/05/2010 tarihli denetim planı ve uyması gereken yükümlülükler; ayrıca, rehberlik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için görevli rehber ile görüşme yapmak üzere Şube Müdürlüğüne müracaat etmesi gereken tarihler kendisine ve velisine tebliğ edildiği, suça sürüklenen çocuğun Eylül 2010 ve Mart 2011 tarihli görüşmelere gelmeyerek denetim planında belirtilen yükümlülüklere uygun davranmadığı gerekçesiyle, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği'nin (değişiklik öncesi yürürlükte olan) eski 81/2. maddesi gereğince uyarı yapıldığı, ancak uyarıya rağmen denetleme planına uymadığı gerekçesiyle Şube Müdürlüğü tarafından dosyanın kaydının kapatılarak gereği için dosyanın Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ihbar üzerine
yeniden yapılan yargılamada, 30/06/2011 tarihli duruşmada, suça sürüklenen çocuk müdafii huzurunda verdiği savunmasında, denetimli serbestlik kapsamında üç kez görüşme yaptığını, son görüşmede Ankara'da öğrenci olduğunu ve Ankara'ya gideceğini söylediğini, resmi başvuru yapmadığını, sınavlarının Şube Müdürlüğü ile görüşme dönemleri ile çakışması sebebiyle görüşmeye gidemediğini beyan ettiği, yine, itiraz dilekçesinde sınav dönemlerine denk gelen denetim planı görüşmelerini Ankara'ya aldırabilmek için telefon görüşmeleri yaptığı halde, görevlilerce doğru bir şekilde yönlendirilmediğinin ifade edildiği, keza bu hususta, .... Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü'nde denetim görevlisi sosyolog ile yapılan 23/11/2010 tarihli görüşmede, çocuğun ....Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğrenci olduğunun, çocuk ile eğitimi konusunda görüşüldüğünün ve eğitimi konusuna odaklanılacağının dosyada bulunan görüşme formuna yazıldığının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun Şube Müdürlüğü ile görüşmelere katılmaması konusunda, geçerli, kabul edilebilir haklı bir mazeretinin bulunup bulunmadığının Mahkemece araştırılması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve tespiti yerine, eksik kovuşturma ile hükümlerin açıklanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, itiraz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümler açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy