Hırsızlık suçundan sanık ...’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/11/2010 tarih, 2009/96 Esas ve 2010/751 Karar sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkeme'nin 09/12/2016 tarih, 2009/96 Esas ve 2007/751 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/01/2017 tarih ve 2016/959 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 05/05/2017 tarih ve 94660652-105-34-3367-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/05/2017 tarih ve 2017/30365 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Dosya kapsamına göre, ...’nin müştekinin satılık olan evini görmek amacıyla müşteri sıfatıyla eve giderek müştekinin kendisini yalnız bırakmasından yararlanarak yatak odası tuvalet masası çekmecesinde bulunan 1.200,00 Türk lirasını çalmak şeklindeki eylemi nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 sayılı Kanun’un 141/1. maddesi gereğince kamu davası açıldığı, Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın anılan Kanun’un 141/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 16/11/2011 tarih, 2007/24536 Esas ve 2011/43575 Karar sayılı ilamıyla, “Yakınanın evinden gerçekleşen hırsızlık eyleminin 5237 sayılı Yasa'nın 142/1-b maddesine uyduğu halde, aynı Yasa'nın 141. maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.” şeklinde açıklama ile söz konusu hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, sanığın eylemine ilişkin suç vasfında yanılmanın sonraki hukuksal değerlendirmelerde kazanılmış hak sağlamayacağı, sanığın üzerine atılı nitelikli hırsızlık suçunun 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
DOSYA İNCELENEREK GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/11/2010 gün, 2009/96 Esas ve 2010/751 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 08/12/2015 tarih, 2015/6598 Esas ve 2015/10713 sayılı ilamı ile “Yakınanın evinden gerçekleşen hırsızlık eyleminin 5237 sayılı Yasa'nın 142/1-b maddesine uyduğu halde aynı Yasa'nın 141. maddesi ile uygulama yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.” eleştirisi ile onanarak kesinleştiği, hükmün infazı sırasında Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu'nun 08/12/2016 tarih ve 2016/9154 İlam sayılı yazısı ile hükümlünün işlemiş olduğu suçun 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile uzlaştırma kapsamına alınması karşısında ilamın infazına devam edilip edilmeyeceği yönünde ek karar verilmesinin talep edildiği, yerel mahkemenin 09/12/2016 tarih, 2009/96 Esas ve 2007/751 sayılı ek kararı ile hükümlünün eyleminin uzlaştırma kapsamında bulunmayan TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunu, yanılgılı uygulama neticesinde hükümlünün TCK'nın 141/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğini, bu nedenle hükümlü hakkındaki ilamın infazının devamına karar verildiği, hükümlü ...'nin 13/12/2016 tarihli dilekçesi ile mezkur karara itiraz ettiği, itirazı inceleyen Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20/01/2017 tarih ve 2016/959 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına karar verdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; atıfet kuralı uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2008 gün, 2008/6-47 Esas ve 2008/43 Karar sayılı kararı ışığında, hükümlünün yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağı değerlendirildiğinden hükümlün hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/12/2016 tarih, 2009/96 Esas ve 2007/751 sayılı ek kararı usul ve Yasaya uygun bulunduğundan itiraz merciince itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kesin olarak verilen 20/01/2017 tarih ve 2016/959 Değişik İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 06/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy